Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

NEVŞEHİR’DE (KAPADOKYA) VADİ GEZİLERİ VE SONRASI

NEVŞEHİR’DE (KAPADOKYA) VADİ GEZİLERİ VE SONRASI

NEVŞEHİR’DE (KAPADOKYA) VADİ GEZİLERİ VE SONRASI

Mehmet Ali Talayhan

Buğra Özuğurlu’ya

Muhtemelen otuz beş seneden beri muntazam bir şekilde Nevşehir ve civarında bulanan bütün vadileri gezdim. Vadilerin her sene değiştiğini müşahede ettim. İlk zamanlarda bahçeler, bağlar akarsu kenarındaki bostanlar çevreye saldıkları cömert kokuları ile çiçekler dikenlerle kendinizi itriyatçı mağazasına girmiş gibi hissederdiniz. Şimdilerde aynı duyguları yaşamak bir hayli zordur. Ancak sabahın erken saatlerinde güneşle birlikte yapacağınız bu yolculukta karşılaşacağınız sürprizleri başka saatlerde bulmak mümkün değildir.

Düşen yapraklar, ağaç kabukları, otlar toprağa karışınca başka bir koku daha hisseder ve genizleri yakarak ciğerlere kadar gider. Bronşlarınızın açıldığı yanınızdan taşlara çalılara ağaçlara çarparak şırıltılar çıkararak akarsuyun sesine karışan kuş cıvıltılarının şakıdıkları nağmeler kulaklarınıza hayal aleminden gelen sesler olarak iz bırakırlar. Şimdilerde bu su sesini duyabilmek çok zordur.

Vadilere girdiğiniz andan itibaren bütün dertlerinizi geride bırakacağınız kesindir. Vadilerin büyüleyen coğrafi yapısı yukardan veya seyir tepelerinden bakılarak anlaşılamaz. Vadilerin içine girmek gerekir.

Vadilere ilk girdiğimde, bağlarında bahçelerinde tarlalarında çalışan insan kalabalığı arasında çocuk sesleri ile kuş sesleri birbirine karışıyordu. Bahçelerde ve bağlarda insan emeği ve iptidai zirai araçlar kullanılırken vasıta olarak at arabası veya eşekle çekilen arabalar ulaşımı sağlıyordu. Kimi zaman atının veya eşeğinin yükünü vurarak evine doğru yol alanlarla karşılaşmak her zaman mümkündü.

Vadiler arasında “Kılıçlar Vadisi” sayısız vadilerden farklı kendisine has bir yapısı vardır. Vadi, dışarıdan bakıldığında görünmez. Çok yakın mesafeden bakılınca kendiliğinden meydana gelmiş derin ve uzun bir oyuğun içine gizlenmiş yeşillikleri fark edersiniz. Göreme Açık Hava Müzesi ile Ortahisar-Göreme yolunun Ortahisar’a doğru yol alırken sol tarafında (kuzey doğu) kalmaktadır.

Vadiye girmek için iki cepheden hareket etmek mümkündür. Biri, Göreme Açık Hava Müzesine varmadan araç park alanının altındaki stabilize yoldan güney batıya doğru giden yoldur. Yolda ilerlerken bir müddet sonra eskiden büyük emekler verilerek meydana getirilen bahçelerin her birinin içine girmeden uçlardan hareket ederek ilerliyorsunuz. Bakımsız olduklarından sınırları birbirinden ayrılan bahçelerin her birinin eskiden kalma yol izleri de gittikçe silinmektedir. Erik ağacından başlayarak ceviz, kayısı, kiraz, elma, dut, fındık ve Antep fıstığı (nadiren) ağacına tesadüf etmektesiniz. Bu bahçelere girdiğinizde yeryüzü ile ilginiz kesiliyor ve sadece gökyüzünü görebiliyorsunuz. Mayıs ayında yürüyorsanız yeşilden başka renk göremezsiniz. İnsan emeği iptidai aletlerle uzun zaman büyük zahmetlerle yapıldığı belli olan su savaklarının hala su biriktiriyor olmaları eski sahiplerinin mirasçılarını beklediklerini kulaklarınıza fısıldar gibi duruyor.

İkincisi, Göreme Açık Hava Müzesine doğru giderken solda kalan balon kalkış alanlarının içinden geçerek at çiftlikleri arasından tepeye doğru tırmanıp bağların arasından aşağı doğru inmek suretiyle girilebilir.

Ağaçların dili olsa kim bilir neler söylerlerdi. Ancak, biraz düşünerek baktığınızda bulundukları durumu anlar gibi oluyorsunuz. Çevrelerini bürüyen diz boyu otlardan mutlaka şikâyet ediyorlardır. Çürüyen dalının yere kadar eğildiğini gövdesinin eğilen dalı yukarı çekmek istiyormuş gibi eğildiği ancak eski haline dönemediği için feryat ettiğini düşünebilirsiniz. Dallarına çıkacak çocukları özledikleri her hallerinden belli ki meyvelerini yürürken adeta size uzatmaktadırlar. Artık sona yaklaştıklarının onlar da farkındalar ancak mevsimi gelmiş bol da yağmur yağmışsa alabildiğince yeşilliklerini ortaya sermek zamanıdır diye belki de kâm almak içindir. Bakımsız bahçelerin arasında yürürken kendi hayatınızdan bir parça görüp neler yaşamadım ki dersiniz. Tıpkı ağaçlar gibi bir yere kadar seni terk edenler ile ağaçları terk edenler arasında illiyet hissi duyarsınız. Zaman deyip geçiyorsunuz. Zamana hükmetmek irade dışı deyip geçiyorsunuz. Hayali “Kaldı” redifli gazelini acaba bunun için mi söyledi

 

 

Başımdan akl ise gitti dil ile can revan oldu

Ten-i bî-î’tibâr adlı kuru viranemiz kaldı (Başımdaki akıl gitti gönül yola koyuldu sadece kıymetsiz ten beden adlı kuru viran yerimiz kaldı)

 

 

Toprağı, ağaçları bilerek ve isteyerek terk etmez insan. Mutlaka bir sebebi vardır. Kiminin bakacak kimsesi kalmamıştır. Kiminin de bakacak gücü kalmadığı gibi astarı yüzünden pahalı deyin kendi haline bırakıldığı da doğrudur. Zamanın şartları içinde geçim kaygısı bağlardan toplanan üzüm ile bahçelerden hasat edilen meyve ve sebzelerle sağlandığını burada herkes biliyor. Vadinin sessiz olduğunu ilk anda düşünebilirsiniz. Mayıs ayının ortalarında vadiye girdiğinizde sizi karşılayanlar olacaktır. Kuşlar hep bir ağızdan şakımaya başladıklarında bu şakımalar ebediyen devam etsin diye içi geçirirsiniz. Vadiyi çıktıktan sonra sesler kesilmiyor. Şanslı gününüzdeyseniz sabahın ilk saatlerinde havadaki balon seslerine karışan keklik ötüşleri sizi başka bir aleme götürür. Son zamanlarda yetiştirilerek Millî Park olarak vasıflandırılan bu alanlara keklikler bırakılmaktadır.

Gençler daha fazla gelir getiren Turizm faaliyetlerinde nasiplerini yaşlıları ile birlikte aramaya başlamışlar. Dünyanın hemen her tarafından gelen binlerce insanın küçücük kasabanın eski kaya evlerinde otel, pansiyon adı altında misafir olmaları en büyük gelir kapısı olmuştur. Kaya evler tamir ve restore edilerek yabancı misafir ağırlama yerleri haline getirilmiştir. Vadilerde bundan nasiplerini almışlardır. Son zamanlardaki yapılaşmaya izin verilmeyeceğini, yapılanların da yıkıldığını herkes duymaktadır. Ancak, tam arzu edilen netice alınamamaktadır. Hemen her köşe başında sakil satış mağazalarının varlığı bir işarettir. Kendi mülkü üzerinde inşa ettiği ahşap yapıya başka eklemeler de yaparak görüntü kirliliği yaratmanın önüne bir türlü geçilemiyor. Son zamanlarda balon uçuşlarını ve güneşin doğuşu batışını seyretmek için vadileri tepelerine insanların ilgisini artması üzerine buraya çıkışlar da mahalli idareler için bir gelir kaynağı olmuş her seyir noktasında çıkanlardan ücret talep alınmaktadır. Seyir tepelerine çıktığınızda sizi ilk karşılayan derme çatma büfeler ve hediyelik dükkanlardır.

Göreme Açık Hava Müzesini solunuza alıp vadiden çıktığınızda sizi çalı diplerinden fırlayıp uçan keklikler karşılar. Kısa bir an arkalarından bakarak kondukları yeri tahmin etmeye çalışırsınız. Arada bir çevrede havlayan bağ evlerinin bekçileri köpek sesleri arkanızda kalır. Göreme-Ortahisar yolunun doğu tarafına geçerek sola doğru kıvrılırsanız Kılıçlar Vadisine doğru gitmiş olursunuz. Biraz yokuş aşağı doğru inince karşınıza insan boyunda uzunca tüneller karşılar. Bu tüneller bölgenin jeolojik yapısı icabı tüf kayadan meydana gelmiştir. Kazıcı aletlerle kazılan yer daha sonra sertleşir. Zamanında kaya evlerde böyle yapılmıştır. Kılıçlar vadisinin su kanalı insan boyunu aşan yüksekliği ve ne kadar uzun olduğunu ancak araştırmacıların tespit edebileceği gibi görünen kısmı yüz metreden fazladır. Burada da ağaçların ve otların arasından geçerken bitmesini asla istemeyeceğiniz yasemin, berberis gibi ağaçlarla çalı, ot ve daha ismini bilemediğimiz değişik koku senfonisi sizi hoşlar. Vadinin ilerisine doğru gittikçe dünya ile olan irtibatınız tamamen kopar. Vadiyi bilmeyenlerin tek başına yürümesi doğru değildir. Zaman için tahribatlarla vadi içinde yürümek hayli zorlaşmıştır. Vadi bir kişinin ancak geçebileceği genişliktedir. Derinliği onlarca metre olduğu kesindir. Dışardaki bütün seslere kapalı olan vadide yürümek için bazı yerlerde mahalli idare ağaç merdivenler yapmıştır. Eski zamanlarda insanlar duvarlardaki izlerden anlaşıldığı gibi ayaklarını basacak yerler yaparak buralardan geçmişlerdir. Ancak tutunacak yer olmadığından istinatsız yürümek vadiyi aşmak mümkün değildir. Bu yürüyüşümüz sırasında bir sürpriz ile karşılaştık. Son yağmurlarda sel suları tahta merdivenleri yerlerinden söküp almıştı. Buradan insek bile ilerde daha yüksek yerler var orada da merdiven gitmişse bir daha geri dönüşümüz zorlaşacağından geri dönerek kokuları tekraren teneffüs ettik. Vadiden çıkarak arabımıza doğru yol aldık. Balonların güneş doğmadan havalanırken çıkardıkları makine ekipman gürültülü seslerini başka seslere bırakmıştır. Elinde fotoğraf makinası ile çevreyi tabiatı resimlemeye çalışanlar, hatıra fotoğrafı çektirenler, balonun havalanırken çıkardığı gürültü yerini iniş sırasında sessizlik ve balonu arabasının üstüne indirmeye başaran pilota yapılan tezahüratlar arasında yolumuza devam ederek kahvede sıcak çay için Göreme kahvesine vardık.

Halkın gündeminin bu kadar yoğun olduğu bir zamanda böylesine önemsiz bir yazı bazı insanlar tarafında mühimsenmeyebilir ancak, unutulmasın ki bu günler geçicidir. Toprak ise kıyamete kadar var olacaktır. Topraklarımızın ve üzerindekilerin kıymetini bilmek geleceğe umutla bakmakla eş değerdedir. Yüreklerimiz umutla dolsun. Bu yazıyı bize eşlik ederek yalnız bırakmayan genç mihmandarımız Buğra Özuğurlu’ya ithaf ediyorum. 21.05.2022 Nevşehir

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ