Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

KÖLE…

KÖLE…

Mehmet Ali Talayhan

Özgürlüğü olmayan dilediğini yapamayan, başka yerlerden zorla kaçırılarak para karşılığı satılan, savaşta yenilgiye uğratılanın bedel karşılığında satılması gibi manaları olması yanında dilimizde bir şeye aşırı derecede bağlılık da kölelik olarak ifade edilmiştir. Çok arzu ettiği bir şeyi başkasından elde etmek maksadıyla yalvarmak kasdıyla köleniz olayım da denir. Zarafet veya incelik olsun diye saygı duyduğu kişiye karşı söz arasında köleniz de denildiği biliniyor. Çocuğunu saygın birine tanıtırken de aynı ifade “köleniz” ile ifade edilir. Edebiyatımızda bunlara sıkça rastlanır. Edebiyatımızda şiirlerimizin konusunun büyük kısmı köle/esri kelimeleri ile doludur. Serzeniş, yalvarış, dileyiş, aşırı sevginin ifadesi hep köle/esir ile ifade edilmiştir. İradesi ile tabi olduğu davranış biçimine de köle/esir denilmiştir. İradesi ile köle/esir olduğuna canını verecek kadar tutkuludur. Bir tezat gibi görünse de edebiyatımızda sözlü ve yazılı kaynaklarımızda köle/esir olduğuna ölüm dahil her fedakârlığı yapmaya hazır olduğunu ifade eden davranışlar vardır. İnsanlık tarihinden günümüze kadar fiili olarak kölelik hep var olmuştur. İslâm peygamberi son olarak köleliği yasaklamıştır. Köleliği asrımızın başına kadar en şiddetli biçimde kullananlar adalet, eşitlik ve hürriyeti kendilerinin getirdiğini söyleyen ve adına medeni dünya denen batı olmuştur. Batı bilhassa başta Amerika, İngiltere, Fransa ve diğerleri olmak üzere kölelik ve ticaretini yapmışlardır. Günümüzde hala kölelik ve insan haysiyeti ilgili kanuni tedbirlere rağmen bazı toplumların şuuraltında yaşadığı anlaşılmaktadır. Vatan ve hürriyet fikrinin yılmaz savunucusu şairi Namık Kemâl “Hürriyet Kasidesi” nde “Ne efsunkâr imişsin âh ey didâr-ı hürriyet Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten” derken hürriyetinin yüzünün güzelliğine aşık olmanın karşılığı esir olmaksa da hürriyete kavuşmaya değdiğini bu şekilde ifade etmektedir. Kölelik ile kul olmak arasında fark vardır. Kul tabiri daha çok Tanrı karşısında insanın durduğu pozisyondur. Ayrı bir mevzu olarak değerlendirilmelidir. Kölelik ise yukardaki beyitte görüldüğü üzere gönüllü olarak köle/esir olunabileceği gibi zor kullanılarak da sağlanabilir. Özgür ruhlu insanların kendilerini başkalarının emel ve heveslerine alet etmezler. İnsani değerleri gelişmeyenler kendilerini gönüllü olarak başkalarının arzu ve heveslerine alet ederler. Sözlü ve yazılı kaynaklarımızda köle ruhlu olarak nitelenenler vardır. Köleleşmek, köleleştirmek de bunlara dahildir. Gönüllü olarak iradesizce arzu ve heveslerinin anlık zevk almak gayesiyle yapılan fiiller de köleliktir. Başkalarına zara vermese dahi kendi geleceği sağlığı için yapmaması gereken arzu ve hevesler köle ruhlu olmanın bir bedelidir. Bugün “2 aralık Dünya Köleliğin Kaldırılması Uluslararası Günü’dür. Geçici arzularımız ve heveslerimizi yerine getirirken kendimize zarar verdiğimiz veya ailemize insanlığa zarar verdiğimiz durumlar da vardır. Dünya’da köle/esir olarak yaşayan tek millet kaldı. Uygur Türkleri hala zalim Çin idaresi altında soykırım yaşamaktadırlar. Sözde hür dünyanın gözü önünde gerçekleşen bu kıyıma dur demek insan olan her vicdanın borcu olmalıdır. Hür yaşamak Uygur türkünün de hakkıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ