Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

KANAL PROJESİ Mİ?

KANAL PROJESİ Mİ?

HÜR DÜŞÜNCE                                                                       ZEKERİYYA İLLEEZ

                                                  KANAL PROJESİ Mİ?

          Dünyaya baktığımız zaman kalkınan ülkelerin büyük bölümü demokrasiyle idare edilen ülkelerdir. Bazı totaliter rejimlerle idare edilen ülkelerde kalkınan,süper güç haline gelen ülkeler vardır.

          Bir ülkenin güçlü olması demek,sadece devlet ve devleti idare edenlerin güçlü olması demek değildir. Esas olan devletin güçlü,milletin muhakkak mutlu olmasıdır.

          Kendini medeniyet yarışında iddialı görmek isteyen ülkeler;büyük düşünce,büyük projeler ortaya koyabilen ülkelerdir. Büyük projeler büyük ideallerden doğar. Büyük ideallerin tohumları ancak demokratik toplumlar ve demokrasiyle idare edilen ülkelerde olur. Mesela; 1965-1971 yılları arasında (5,5 yıl-AP Demirel’in sürekli iktidar dönemi) %5 enflasyon,,%7 kalkınma hızı .Japonya’dan sonra en iyi-hızlı kalkınan ülke olup,ödül alan Süleyman Demirel’in dünyanın 4.Büyük Projesi (Güneydoğu Anadolu Projesi)Gap’sidir. Mesela; Hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milleti,Türk Milletinin çocuğu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet” Projesidir.

          Dünyadaki devletler-milletler bir kültür ve medeniyet yarışı içindedirler.Bu kültür ve medeniyet yarışında;Türk Milleti dün vardı,bugün var,yarın da var olmaya devam edecektir. Türk Milletinin unutulmuş medeni kabiliyeti,geleceğin yüksek medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacak,bütün insanlığı önder ülke olarak aydınlatacaktır.

          Bilim ve teknolojinin en çok geliştiği,plan ve projenin en çok ortaya konduğu ortam “hür düşünce,hür fikir,hür irade “ içinde demokrasinin yaşandığı ortamlardır.

           İnsanlar sadece eleştiren değil,eleştirileri ile çözüm sunabilen yapıda olmalıdırlar. Şayet eleştiri yapar,çözüm önerisi getirmezse,başkaları çözüm önerisi sunar ve telkin ederler. BOP’si gibi. İnsanlar o zaman beyinleri; düşünce,fikir,irade temelleri ipotekte olabilir. İşte en büyük tehlike buradadır!

          Onun için düşüncesini,fikirlerini, iradesini hür bir şekilde kullananlar,hayallediklerini proje haline getirebilir,büyük hedeflere yönelirler. Tıpkı demokratların “Hür Demokrat Büyük Türkiye” ideali-hedefi gibi.

          Türkiye de yaşayanlar hep uyanık,dünyayı takip eden,aynı zamanda,plan ve projeleriyle devletini güçlü,milletini mutlu kılan nitelikte olmalılar. Çünkü; yaşadığımız ülke rastgele ve sokakta bulunan,icazetle kurulan bir ülke değildir. Adı;Türkiye. Milleti;Türk Milleti. Devleti;Türkiye Cumhuriyeti(TC) Devletidir.

          Ülkemiz Türkiye; jeoplotik ve stratejik bakımından dünyanın hem kilidi,hem anahtarı, hemde kapısı olan bir ülkedir. Sahibi Türk Milletidir.Dünyada ki emperyal Baronlar ve onların aktör devletleri,o ülkedeki aktörleri ülkemiz üzerinde emelleri vardır. Hala devam etmektedir.

          TC Devleti sokakta bulunmamış,icazetle kurulmamış,kanla ve irfanla kurulmuştur. Sahibi Türk Milleti de,emperyal güçlerin en büyük ve önemli handikapıdır.

           Milli Mücadele,Lozan antlaşması,Cumhuriyet ve nitelikleri temel değerlerdir.

          Büyük düşünmek,büyük projeler yapmak ve uygulamak,büyük milletlere mahsustur. Bu irade,Türk Milletinde vardır.

          Sevr’i kabul ettiremeyen güçler,her zaman diplomasiyle,Türkiye’nin tapusu olan Lozan’ı tartışmaya açmak,hatta bozmak isterler. Bunu kimler ister? Sevr yanlıları.Sevr şartlarını kabul ettirmek isterler. Onun için kendimiz Lozan’ı kaldırmadığımız sürece kimse Lozan’ı kaldıramaz. Boğazların 1936 da Montrö ile TC Devletinin tamamen kontrolüne geçmesi,1939 da Hatay’ın Türkiye’ye katılması,Lozan’ın tadilatına sebep olmamıştır.

          Emperyal güçler,kendi istedikleri siyasi yapılanmayı oluşturup; onu iktidar yaptıktan sonra,ekonomik,sosyal-kültürel yapıyı bozup,adaletin ortadan kalkmasını sağlayıp,ele geçirmek istedikleri ülkeyi zayıflatırlar. Beyinleri ipotek altına alırlar. Bu güçler dünyada bir çok millet ve devletleri ipotek altına almışlar,boyun eğdirmişlerdir. Ancak tek Türk Milletine boyun eğdirememişlerdir. Misal mi; Mustafa Kemal liderliğinde Milli Mücadele.

          2.Dünya Savaş’ının ağır şartları ve Rus tehditlerinden dolayı,Milli Şef İnönü’nün destek ve yardım talebiyle elde ettiği imtiyazları ve uygulamalarını devam ettirmek için ABD 1956 da Adnan Menderes DP İktidarına kota koymaya,yatırımlarına müdahale etmeye kalkar. Şöyle ki; Türkiye 1950-1954 ararsı kalkınma,ekonomi,halkın refahı açısından hızlı bir yükselişle ilk sırada yer alır! Tabi bu durum iç ve dış siyasi güçleri rahatsız eder. ABD,Demokrasi kahramanları Menderes ve hükümetine üç barajdan fazla yapmayacaksın derler. Cevap; 11 projemiz var.Hepsini yapacağız derler. İşte bu dik duruş Menderes’e karşı tavırların değiştiği ve 27 Mayıs 1960’a uzanan oyunun başlangıcıdır.

          Günümüzde Kanal Projesi vb.gibi tartışmalar söz konusudur. Uluslararası projelerle ortak irade olur. Mesela Azerbaycan petrol ve doğalgaz ile ilgili projeler uluslararasıdır. Azerbayca petrolünün Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı,Demirel’in başardığı büyük projelerden birisidir. Burada uluslararası sermaye,bilim,teknoloji,ülkelerin ortak iradeleri söz konusudur.

          Ülke yöneticileri ülke içinde  bazı projeler ortaya koyabilir. Ancak her projenin önü arkası,faydası ve zarar ölçüleri vardır.

          Mesela; 1980’de Süleyman demirel Hükümeti,tüneller ve 2. Köprü projeleri yapılıp,1981 de temellerinin atılması,1984’te hizmete açılması kararlaştırılmıştır.

          Mesela; Marmaray Tünel Projesi Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Japonya ziyareti ardından,Hızlı Tren ve Tünel Projesi devreye sokulmuştur. Cumhurbaşkanı Demirel,Başbakan Ecevit’tir. Burada Ecevit’in ileri dercede rahatsızlığı sebebiyle projeler Süleyman Demirel tarafından takip edilmiştir. Finansmanı da Japonya’dan teminle  yapılmasına karar verilmiştir. Hükümet değişmiş,şartlar değişmiş,proje altı yıl bekletildikten sonra yeniden yapılmış ve uygulamaya konmuş gibi gösterilmiştir. Yani projenin gerçek sahibi yine Süleyman Demirel’dir.

          Yine Demirel Boğaziçi Köprüsünü yapmış,uluslararası güçlere boyun eğmemiş,rantçılara teslim etmemiş,halkı ezmemiş cüz’i bir geçiş ücretiyle hizmet vermiştir. Buranın geliriyle çevre yolları,Turgut Özal’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsünü yaptırmıştır. Bu ülkede devletin güçlenmesi,halkının refahı için kim ne hizmet getirdiyse vicdan-insaf  içinde,Allah razı olsun demeliyiz. Zaten demokratların hizmet anlayışında ‘Allah rızası için anlayışı’ vardır.

          Şu anda İstanbul Boğaz’ından geçişler Türkiye’nin uhdesinde ve iradesindedir. Lozan antlaşmasına imza atmamış ama dünyanın bütün boğazlarından geçen,bütün denizlere giren ABD bir tek Karadeniz’e izinsiz giremez! Montrö antlaşması buna engeldir.

          Tabi Karadeniz’e girmek,Montrö’yü tartışmaya açmak,dolayısyla Lozan’ı tartışmaya açmak gerekir. Uluslararası kara para aklama merkezi Katar-Türkiye işbirliği sağlanarak,İstanbul Boğaz’ına alternatif bir kanal oluşturulması yani “Kanal Projesi” ortaya konmuştur. Geleceğe dönük kurulacak bir devletin ekonomi,ticaret,siyaset merkezi konumuna gelen İstanbul (Belki yeniden Konstantinapolis diye anılacak),Vatikan tarzı bir dini merkez veya Katar adası (uluslararası kara aklama 2. Merkezi) iddialarıda söz konusudur.

          Lozan ve Montrö antlaşmaları,İstanbul Boğazı ile ilgili olduğu için yeni kanal;ABD ve uluslararası güçlerin en çok istediği kanaldır.

          Bu arada uluslararası güç,sermaye- siyaset oyununa gelmemek;ülkenin,TC Devletinin,milletimizin çıkarı ve geleceği ön plana çıkmalıdır.  Fatih Sultan Mehmet’in,Hıristiyan Keşiş’in kehanetine binaen; dua ve bedduasını göz ardı etmeyelim!

          Jeolojik,kültürel,mimari,mühendislik konusu,o işle ilgili uzmanların konusudr.

          Ülkemize şöyle bir bakalım.Hatta dünya haritamız var ise açalım ve bakalım.Ülkemizin coğrafi konumu,iklim yapısı,bitki örtüsü ile birlikte; kazandığı milli mücadele,kurulmuş olan demokratik,laik,sosyal hukuk devleti yapısıyla her ülke ve topluluğa örnektir.

          Öğretmenlik mesleğimi icra ederken; dünyada kendi kendini besleyebilen 7-8 ülkeden biri de Türkiye’dir diye söylerdik. Nitekim gerçek bu idi.

          Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrilidir. Dünyanın en önemli geçit yerleri –boğazlara sahiptir. (İstanbul ve Çanakkale Boğazları)

          Ülkemiz;Balkanlar,Kafkaslar,Ortadoğu,Doğu Akdeniz koridorunda kara,hava,deniz,demiryolu ulaşım merkezindedir.

          Ülkemiz; Ön Asya,Ortadoğu ülkelerinin yeraltı kaynaklarına yakın bir mekandadır.

          Ülkemiz; Asya’daki soydaşlarımızla bağlantılı,Fars-Arap kültürlerininde etkili olduğu mekandadır.

           Ülkemiz, Avrupa’dan (Adriyatik’ten) Çin Denizine kadar olan alanda Türk topluluklarının ağabeyisi ve önderi durumundadır.

          Ülkemiz, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan (siyasi,ekonomik,sosyal-kültürel) bir köprü durumundadır.

          Ülkemzi madi ve manevi yapısıyla,jeopolitik ve stratejik önemi ile bütün dünya ülkelerinin nazarında ve dikkatindedir.

          Tarihimizi,dünyayı,özellikle de ülkemizi iyi tanıyıp önemini kavramalıyız. Biz Türk Milleti olarak,Müslüman Türk Milleti olarak bu coğrafyanın kiracısı değil,sahibiyiz!

          Kanal Projesi deyince aklıma; GAP’si çerçevesinde Ceylanpınar,Harran,Suruç ovaları,Konya Ovası,DAP(Doğu Anadolu Projesi) gibi projelerde ki sulama kanallarını öncelikle yapalım.

          Kanal Projesi mi?

           -Karadeniz’i Hazar Denizine bağlayan ‘Türk Dünyası Barış Kanal Projesi’

          Kanal Projesi mi?

          Hazar Denizin’i Basra Körfez’ine bağlayan ‘Türk-Acem Barış Kanal Projesi’

          Kanal Projesi mi?

          -Basra Körfezi’ni Akdeniz’e bağlayan ‘Türk-Arap Barış Kanal Projesi’ Bu proje konuları uluslararası projelerdir.

          Bu projeler bölgede etkili olan Trük-Acem-Arap ve diğer toplulukların işbirliği ve kaynaşmasını sağlayan projelerdir.

          Bu projelerle işbirliğine,dayanışma içinde milletler,topluluklar ve devletler dünya barışına katkıda bulunan hareketi oluştururlar.

          Bilim ve teknolojik işbirliği oluşur. Savaşan değil,barış içinde bir birlik oluşur.

          Ekonomik işbirliği oluşur. Kültürel işbirliği ve kaynaşma olulşur.

          Kıtalararası ve denizlerarası geçiş kolaylığı oluşur. Bölge her konuda ulaşım merkezi olur.

          Dünyada silah,enerji,BioKimya-Eczacılık ve diğer konularda baron durumunda olan güçlerin etkinliği azalır. Yayılma ve hakimiyet alanları daralır.

          Din ve mezhep çatışmaları azalır.Yada biter. Herkes kendi yolunda inancıyla yaşar.

          Adriyatik’ten Çin denizine kadar olan alanda başta Türk Milleti olmak üzere,bütün toplulukların alnuı açık başı dik,sırtı pek karnı tok, şekilde yaşamaları sağlanır.

          Bölgede ki kaynaklar,işbirliği yapan ülkeler tarafından değerlendirilir.

          Bölge siyasi,ekonomik,sosyal-kültürel ve bilim-teknolojik alanda gelişen,değişen,üreten bir yapıya kavuşur. Bu değişimin ve gelişimin öncüsü 1100 odalı saray bilim merkezine dönüştürülerek,Türkiye öncü ve önder ülke olur.

          Bu durumda emperyal güçler ve kolları amaçladıkları sömürge hareketleri azalır,ülkelerdeki aktörleri etkisiz hale gelir.

          Türk dünyasının önderliğinde maddi ve manevi kaynaklar,diğer Acem ve Arap topluluklarının katılmalarıyla bölge yeniden medeniyetin beşiği ve güneşi haline gelir.

          Bunun için bir taraftan kendi ülkeni güçlendirirken “Yurtta Sulh,Dünyada Sulh” ilkesi temelinde; savaşan değil barış içinde işbirliği ve dayanışma kuran,Hür Demokrat Büyük Türkiye’yi inşa ederken; uluslararası projelere imza atarak önder ülke olabiliriz.

          Bunların en büyük engeli; milletin ve milleti yönetenlerin beyinlerinin ipotekte olmasıdır.

          Süleyman Demirel’in “Adriyatik’ten Çin Seddine kadar Türk Dünyası”, Turgut Özal’ın “21 Asır Türk asrı olacaktır” ve Büyük Atatürk’ün” Türklüğün unutulmuşa medeni kabiliyeti atinin yüksek medeniyet ufkund bir güneş gibi doğacaktır.” Söz ve hedefleri gerçekleştiği zaman (Siyon+Haç) BOP’si gibi projeler bitecektir.

          Dünya Türk Milletinin önderliğinde,belirtilen mevcut kanal projeleri çerçevesinde karanlıktan aydınlığa çıkacaktır.

          İşte o zaman “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözü daha iyi anlaşılacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ