Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

HAYIRA (HAYRA) KARŞI

HAYIRA (HAYRA) KARŞI

Mehmet Ali TALAYHAN

Her şart altında karşılık beklemeden iyi ve makbul olan insani vasıflar arasında hayır yapmak güzel değerlerdendir. Cemiyetimiz şer işlerden bile hayır doğabileceğine inanır. Şairimiz ne güzel söylemiş;
“Hak şerleri hayr eyler
Zannetme gayr eyler” demesi bunun güzel bir örneğidir. Milletimiz hayır yapmak amacıyla tarih boyunca ihtiyacı olan kimselere yardıma muhtaç olduklarını hissettirmeden kimselere göstermeden yapmıştır. Kimsesiz yaşlılarını korumak, savaşlarda babasız kalmış yetimleri himaye etmek için hayır kurumları bunların arasındadır.

Eski komşuluk ilişkileri arasında komşusunun aç olduğunu bilerek yatan olmaması zengin irfani geleneğimizin işaretidir. Zengin biri komşusunun ihtiyaçlı olduğunu biliyor ancak nasıl yardım edeceğini düşünüyordu. Komşusunu incitmek de istemiyordu. Küçük kızına bir kap vererek komşusundan tuz istemeye göndermek istediğinde kızı annesine “bizim tuzumuz var niçin tuz almaya beni komşuya gönderiyorsun” demesine karşılık annesi kızına “sana sonra anlatırım” diyerek cevap verdi. Tuz ile birlikte geri gelen kızına bir müddet sonra da başka bir kapta komşusunun ihtiyaç duyduğunu bildiği malzemeyi koyarak kızı ile göndererek komşunun tuz yardımına mukabele etti. Kızını karşısına alarak konuşan anne “bizim tuzumuz vardı ancak komşumuzun ihtiyacı olanı biliyordum onu incitmemek için yaptım” diyerek insanların gururunu incitmeden hayır yapılmasının yolunu evladına böylece öğretmiş oluyordu.

Cemiyet içinde muhtaçlar her zaman vardır ve olacaktır. Sağ elin verdiğini sol elin görmeyeceği anlayışın temsilcileriyiz. Giderek yozlaşan temel irfani geleneklerimizin en güzel örneği olan hayır işlemeyi siyaset, menfaat, gösteriş ve şöhret malzemesi haline getirdik. Siyasetçiler yaptıkları yardımları büyük bir övünç kaynağı olarak her fırsatta ifade ederek oy devşirme derdindedirler. Kamu kurumları aracılığı ile yapılan hayırların devletin bütçesinden karşılanmasına rağmen yardımları sanki şahsi bütçelerinden ödüyormuş gibi bir tavır içinde olmaları artık yadırganmıyor. Sivil toplum kuruluşu adı ile vazife yapanların da aynı vaziyeti sergilediklerini görüyoruz.

Geçenlerde mahalli televizyonumuzun birinde haber olarak geçen bir yardım şekli vicdanları incitici cinstendi. Milletvekili yardıma muhtaç bir çocuğun yardım derneği vasıtası ile ihtiyacı olan akülü aracı almıştı. Buraya kadar her şey çok güzel. Engelli çocuk kendisine hediye edilen araç ile evinin bahçesinde dolaşıyordu. Bu arada yardım derneği başkanı cep telefonunu çıkararak aracı alan milletvekilini görüntülü arayarak konuşmaya başladı. Milletvekili görüntülü telefondan çocuk ile de sohbet etmeye başladı. Milletvekili yardımı kendi şahsi bütçesinden karşılamış olduğunu yardım derneği başkanı söylemeyi de ihmal etmedi.  Milletvekili görüntülü konuşmada yardımı alan engelli çocuğa araçtan memnun olup olmadığını başka ihtiyaçları varsa onları da karşılayabileceğini söyleyip durdu. Aracını sevdin mi? Türünden konuşmalar mahalli TV’nin haber saatinde yayınlandı. Gazetelerin yazarlarını takip ettim. Konuyu yazarak gündeme taşıyan bir yazı göremedim. Yardım derneği başkanının davranışları son derece vahimdi. Milletvekilinin davranış biçimi de son derece sakil ve vahimdi. Hani sağ elin verdiğini sol elin görmediği bir irfana mensuptuk. Sana ne kadar hayırsever desinler diye mi yaptın demekten insan kendini alamıyor. İsimsiz hayırseverlerimizin önünde saygı ile eğiliyor hayır dualar ediyorum.

Oysa “Hayır” kelimesi ile irfan hayatımıza bizden öncekiler neler kazandırmışlar. “Hayr’ün nas” (insanların hayırlısı), “Hayr’ül umur” (işlerin hayırlısı), “Hayr’ün nisa” (kadınların en hayırlısı), “Hayır beklememek”, “Hayır etmemek”, “Hayırlı evlat” ,“Hayır gelmemek”, “Hayır gelmez”, “Hayır yok”, “Hayrı yok”, “Hayır görmemek”, “Hayır haber”, “Hayır hasenat”, Hayır işlemek”, “Hayır işleri”, “Hayrı kalmamak”, “Hayır kurumu”, “Hayır sahibi”, “Hayra alâmet”, “Hayra karşı”, “Hayra yormak”, “Hayırdır inşallah”, “Hayırla yâd etmek”, “Hayra yaramak”, “Hayra dokunmak”, “Hayrını gör”, “’Hayrü’l beşer”, “Hayrü’l halef”, “Hayr-endis”, “Hayri”, “Hayriye”, “Şirket-i Hayriye”, “Tanzimât-ı Hayriye” , “Hayırduâ” , “Hayırduâ almak”, “Hayırhah” , “Hayırhâhâne”, “Hayırhahlık”, “Hayırlaşmak” , “Hayırlı”, “Hayırlısı olsun” , “Hayırlısı Allah’tan” , “Hayırlısıyle”, “Hayırperver” , “Hayırsever”, “Hayır severlik” , “Hayırsız” , “Hayırsızlık” . Beğenmediğimiz, fikrimize uymayan davranışlara karşı olumsuz tavrımızı “Hayır” diyerek de ifade ettiğimizi ilave edelim.

Edebiyatımızda musikimizde bu kelimelerin çok yer tuttuğunu biliyoruz. Eskilerin bir tabiri ile hayır işlemenin yardım etmenin insana çok şey kazandırdığı ifade eden ve ata sözü yerine geçen sözler oldukça fazladır.

“Meşhûrdûr bezl ile ni’met füzûn olur”

Elbette unuttuklarımız da vardır. Ancak yukarda tadat edilenlerin içini doldurabilecek çaba içinde olmanın bize çok şey kazandıracağı da açıktır. Çoğunun asıl manasından koparıldığını içinin boşaltıldığını da biliyoruz. Hayır kurumlarımız vardır. Bunlar aracılığıyla yardım edilecekler ve yakınları incitilmeden yardım yapılması daha uygun olmaz mı? Niçin sakil davranışlar içinde kalarak vicdanı olanların vicdanlarını incitiyoruz? Yapılan yardımlar karşılığında makamı ve maddi gücü olanların yardımı sessiz ve karşılık beklemeden yapmaları daha doğru olmaz mı? Eskiden camilerin yakınlarında bulundurulan “Sadaka Taşları” içine konan akçeleri kim ne kadar ne zaman koydu bilinmezdi. İhtiyacı olanında ihtiyacı kadar ne zaman aldığı ve kimliği de bilinmezdi. Ne çabuk değişiyoruz. Kimsenin adını sanını bilmediği hayırseverlerimizde oldukça fazladır. Onları hayır duâ ile anıyorum. Sorumlu mevkide olan insanların millî hasletlerimize karşı daha fazla duyarlı olması gerekir. Yaptıkları yardımların karşılığında el etek öptürerek aferinler bravolar bekleyerek kabaranların cemiyete vereceklere bir şey olmaz.

 “Na kadar câhın olursa âlî

      Dâmenin bûseden olsun hâlî” (mevkîn rütben ne kadar yüce olursa olsun kimseye eteğini öptürme)

Hayır yapmanın amacı tektir. Bu amaca hizmet etmeyen gösteriş ise yapılanı basitleştirerek değersizleşmektir. Sır               olarak kaldığında ise kıymeti gittikçe artar. Ne diyelim hayıra karşı.

Milletvekili bizlere bunları hatırlattı.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ