Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

Nevşehir İl Müftüsü Altunkaya’nın 2022 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası/ Camiler ve Din Görevlileri Haftası Mesajı.

Nevşehir İl Müftüsü Altunkaya’nın 2022 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası/ Camiler ve Din Görevlileri Haftası Mesajı.
Nevşehir İl Müftüsü Ahmet Celalettin Altunkaya’dan 2022 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası/ Camiler ve Din Görevlileri Haftası Mesajı…
Başkanlığımız öteden beri özelde toplumumuz genelde insanlık için ele alınması önem arz eden konuları kamuoyunun gündemine taşımayı, bu konuda toplumsal bir duyarlılık ve hassasiyete vesile olmayı görev kabul etmektedir. Bu çerçevede aynı haftaya denk gelmesi münasebetiyle 2022 yılı Mevlid-i Nebi Haftası ile Camiler ve Din Görevlileri Haftası teması “Peygamberimiz, Cami ve İrşat” olarak belirlendi. Zira günümüz şartlarına uygun bir davet ve irşat modeli geliştirme ve cami merkezli hizmetlerimize dair bir gelecek perspektifi belirleme sorumluluğumuz bulunmaktadır. Bu noktada Hz. Peygamber bizim için en güzel rehber ve örnektir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) insanlığa gönderilen peygamberler halkasının, ilahi çağrının son temsilcisi ve kıyamete kadar insanlığın yolunu aydınlatacak hakikat mesajının en son ve en büyük tebliğcisidir. İnsanlığın yolunu yönünü kaybettiği, adeta ruhunu yitirdiği bir zaman ve zeminde, Rabbimizin alemlere rahmet olarak gönderdiği merhamet elçilerinin sonuncusudur.
Dünya ve ahiret saadeti için yolunu takip ettiğimiz, ahlâkî erdemlerin en güzelini yaşamak için örnek aldığımız, yolumuzu güzelleştirmek için sözüne dokunduğumuz, övgüye layık olan, efendimiz, rehberimiz, örneğimiz, önderimiz, şefaatçimiz, Peygamberimiz Muhammed Mustafa’dır. Belirlenen temanın özelinde ve Onun örnekliğinde Allah kelamıyla tanıştığımız, Rahmanî ve nebevî terbiyeyi aldığımız, adap ve erkânı öğrendiğimiz, birlik ve beraberliği kuşandığımız, Cami ve mescitlerimiz, Allah’ın evidir. İslam’ın nişanesi, tevhidin merkezi, vahdetin gür sadasıdır. Şehirlerimizin kalbi, hayatımızın merkezidir. İlim, irfan ve hikmet menbaıdır. Resul-i Ekrem (s.a.s)’in ifadesiyle cami ve mescitler, Allah katında beldelerin en sevimli olan mekânlarıdır.
İslam medeniyeti cami merkezli bir medeniyettir. Bedeni taş ve ahşapla, ruhu ibadet ve ilimle imar edilen camiler; İslam’ın yerleşim birimlerine vurulan mührüdür. İslam’ın ulaştığı beldelere ilk önce camiler inşa edilmiş, İslam cemiyeti, cami ekseninde deveran etmiştir. Nübüvvetin son ve evrensel temsilcisi Peygamber efendimiz de Mekke’de İslam’ın tebliğ merkezi, müminlerin sığınağı ve mescit olarak Erkam’ın evini belirlemiş, Medine’ye hicret ettiğinde ise ilk işlerden birisi olarak Mescid-i Nebi’yi inşa etmiştir. Camiler; Mescid-i Nebevî’nin özüne uygun bir şekilde, tarih boyunca dinî, sosyal ve kültürel bakımdan bir eğitim, öğretim ve kültür merkezi olarak İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır.
Camilerimiz, Varlığıyla İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesi, O ülkenin, Müslüman olduğunu belirten Tapu senedi, Beldelerin Allah’a en sevimli yeri, Minaresiyle tevhidin sembolü, Ezanlarıyla şehadetin ifadesi, Salâlarıyla bir milleti dirilten ve ayağa kaldıran merkezleri, Minberleriyle ilim, hikmet ve marifetin mekânı, Kürsüleriyle hak ve hakikatin sesi, Mihraplarıyla gönlümüzü esir almaya çalışan günahlara, öfke, kin, nefret gibi her türlü kötülüğe karşı bir mücadele yeridir.Birlik beraberliğin merkezi, yüreği birlikte atanların bir arada aynı gaye için cem oldukları mekan ve cemiyetin merkezidir.
Allah Teâlâ’nın gönderdiği bütün peygamberler gönderildikleri toplumlara hakka giden, dünya ve ahiret mutluluğuna erdiren yolu göstermişler, bu yolda bizzat yürüyerek onlara rehber ve örnek olmuşlardır. İslam özelinde düşünecek olursak hem irşat hem de tebliğ ve davet, İslam’ı insanla buluşturma faaliyetlerinin özünü teşkil etmektedir.
Dünya ve ahiret saadeti olan dinin, doğru anlaşılabilmesi ve gerçek anlamda kişilik sahibi olabilmek için iyi bir modele ihtiyaç vardır. Allah Teala’nın beşeriyete en son gönderdiği ve kıyamete kadar en güzel örnek/üsve-i hasene insan Hz. Muhammed’dir. (Ahzab, 33/21.) Kur’an’ın yanı sıra ona “hikmet” de verilmiş, kendisinden insanlara Kur’an’la birlikte “hikmet”i öğretmesi ve açıklaması istenmiştir. (Bakara, 2/129.) O, insanları Kur’an’la diriltmiş, hikmetiyle yeşertmiştir. Onun kemal mertebesine ulaşmış tavır ve davranışları, insanlık için bugün de yol gösterici boyut ve güçtedir. Kendisini öldürmeye gelenlerin kendisinde dirildiği bir zatın, elbette sözleri, konuşma üslubu ve iletişim dili önemlidir.
En yüce bir ahlak üzere olan (Kalem, 68/4.) Hz. Peygamber, Rabb’i nin çizdiği istikamet ve kendisine verdiği merhamet hisleriyle, insanlara şefatle yanaşmış onların derdini dert, sevincini kazanç bilmiş; kısa zamanda pek çok insanın gönlünü fethetmiştir. O insanları hayra davet ederken kaba ve sert davranmak yerine yumuşak ve rikkatle muamele etmiş, nefret ve korku yerine muhabbet ve ümit aşılamıştır. Şahsına kaba davrananları affetmeyi erdem saymış, kötülük edenlere iyilikle karşılık vermiştir. Kimseyi başkalarının yanında kınamamış, rencide etmemiş, hatasını düzeltmek için azarlamamıştır. Aksine konuşmaya başlarken öncelikle karşısındaki kişinin güzel ve hayırlı taraflarını ifade etmiştir.
Hz. Peygamber,içinde bulunduğu toplumda akrabalarından başlayarak (Şuarâ, 26/214) insanları, hikmet ve güzel öğütle İslâm’a davet etmiş (Nahl, 16/25), yeryüzünde fitne ve fesat ortadan kalkıncaya, din tamamen Allah’ın oluncaya (Enfâl, 8/39) ve İslâm bütün dinlere üstün gelinceye kadar (Fetih, 48/28) mücadele etmiş ve bu hususu biz müminlere emanet olarak bırakmıştır.
Yüce dinimiz İslam’a davet görevi ve Müslümanları irşat etme vazifesi, Peygamber Efendimizden sonra ümmet-i Muhammed’in uhdesine verilmiştir. Bizlere düşen onun günümüz dünyasında İslam’ın davet ve irşat dilini güncelleyebilmenin, etkin ve verimli bir yöntem geliştirebilmenin yolları aramaktır. Değişen dünya şartlarında camilerimizi imar etmek, irşat ve irfan mektebi haline getirmek, hayatın merkezine yeniden taşımak için neler yapılması gerektiğine dair fikir alışverişinde bulunma ve bir yol haritası belirleme mesuliyetimiz vardır.
Diğer yandan aynı haftaya denk gelen Camiler ve Din Görevlileri haftası münasebetiyle, Camilerin lahuti ve nurani sinesine hayatlarını vakfeden; mihrabından, minberinden, kürsüsünden, minaresinden hakkın ve hakikatin sesini yükselten din görevlilerimiz bahtiyar bir zümredir. Hiçbir zümre Allah’ın ve peygamberin övgüsüne onlar kadar mazhar olmamıştır. Ehliyet ve liyakatten, sadakat ve güvenden zerre taviz vermeden; büyük bir özveri, ortak bir ideal ve engin bir yürekle din hizmeti sunan hademe-i hayrat, din görevlilerimiz milletimizin hizmetinde olmuştur.
Bu,itibarla da İslam’ın rehberliğine ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olan, birlikte huzura durduğumuzda yanımızda olan, Kur’an’ı öğrenmek ve anlamak istediğimizde yanımızda olan, günde beş vakit kurtuluşa çağrısıyla yanımızda olan ve nihayet en kaçınılmaz ve yegâne gerçek olan ölüm anında da yine yanımızda olan din görevlilerimiz olmadan düşünülemez.
Ülkemizin aydınlık dolu yarınlarının inşasında, İslam dininin samimiyet dini olduğunu içtenlikle benimseyen, buna uygun davranışlar içinde bulunan ve bulunması beklenen, misyonuna sahip çıkarak gelişmeler ışığında vizyonunu oluşturan din görevlilerimizin, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı kutluyor ve bütün personelimize hizmetlerinde üstün başarılar diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle ‘’Mevlidi Nebi’’haftamızın hayırlara vesile olmasını, genelde tüm insanlığa özel biz ümmetine vahyin rehberliğinde, sünnetin siretinde, haftamız hayırlı mübarek olsun. Önümüzdeki Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece, Mevlid-i Nebi’dir. İslam’ın tebliğcisi, hak ve hakikatin temsilcisi, dünya ve ahiretin efendisi, rehberimiz, en güzel örneğimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümüdür. Bu vesileyle haftaya idrak edeceğimiz Mevlid-i Nebi Gecemizi tebrik ediyor, haftamızın aziz milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ