Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

URGENÇ; GEREKLİ YERDE DE KIRMIZI ÇİZGİMİZİ ORTAYA KOYDUK.

URGENÇ; GEREKLİ YERDE DE KIRMIZI ÇİZGİMİZİ ORTAYA KOYDUK.

Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şube  Başkanı Tayfur Urgenç, toplu sözleşme sürecini değerlendirdi bir açıklama yayınladı. Bizim kırmızı çizgimiz kamu çalışanlarının haklarıdır. 

  1. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinin sonuçlarını değerlendirenUrgenç, sözlerine 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde yaşanan gelişmeleri hatırlatarak başladı.TES. Nevşehir Şube  Başkanı Tayfur Urgenç, “Bilindiği gibi 5. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri 1 Ağustos 2019 tarihinde başlamıştı. Bu tarihten bir hafta önce yani 23 Temmuz 2019 tarihinde Sayın Genel Başkanımız Önder Kahveci bir basın toplantısı düzenleyerek, hem Türkiye Kamu-Sen’in masaya taşıyacağı teklifleri kamuoyu ile paylaşmış hem de yetkili konfederasyona çağrıda bulunarak;  talepleri ortaklaştırma çağrısında bulunmuştu. Hatta Türkiye Kamu-Sen olarak yetkili konfederasyona, ‘Kamu çalışanlarının kazanımı için tavır ortaya koyun. Türkiye Kamu-Sen olarak sendikal rekabeti bir yana bırakıyoruz ve iş bırakma dahil alacağınız her karara  sorgusuz destek vereceğiz’ demiştik. Ancak o dönem Memur-Sen’in Genel Başkanı bırakın çağrımıza olumlu yanıt vermeyi, daha görüşmelerin ilk gününde işveren ile mücadeleyi bir kenara bırakıp, sağındaki solundaki sendikalarla didişmeyi tercih etti. Daha önceki 4 toplu sözleşmede olduğu gibi 5. dönem toplu sözleşmede de bırakın kazanım elde etmeyi, hezimet ile sonuçlanmıştır. Kazanım elde etmek bir yana 5. dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde bir aylık pazarlık sürecinde kamu çalışanlarının sorunları hakkıyla müzakere edilmekten bile yoksun kalmıştır” diye konuştu. 

Türkiye Kamu-Sen o masaya 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 29. maddesinden aldığı yetki ve 400 bin üyesinin gücüyle oturuyor.  

Şube Başkanı Urgenç sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlanacağı üzere Memur-Sen Genel Başkanı, ‘toplu sözleşme masasına yetkili olmayan konfederasyonlar oturmasın’ demişti. Sayın Ali Yalçın aslında ‘Türkiye Kamu-Sen o masada oturmasın’ demek istemişti. Oysa o dönemde söylemiştik, bir kez daha tekrar ediyoruz: Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme masasına kimsenin ulufesi ile oturmuyor. Türkiye Kamu-Sen o masaya 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 29. maddesinden aldığı yetki ve 400 bin üyesinin gücüyle oturuyor. Dolayısıyla biz o masada gücümüzü kanundan alıyoruz. Bakınız işçi sendikalarına… İşçi sendikalarında ‘yasanın merhameti’ dahi o masada HAK-İŞ ve DİSK’e yer vermezken; TÜRK-İŞ işçilerin kazanımını düşünerek yetkili sendika adı altında caka satmadan hem HAK-İŞ hem de DİSK ile iş birliği yapıyor. Nitekim TÜRK-İŞ son iki yıldır hem asgari ücret tespit komisyon aşamasında hem de işveren karşısında bütün gücünü birleştirerek önemli kazanımlar elde etti.” 

Taleplerin ortaklaştırılması usulü Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemlerde zaten uyguladığı bir yöntem idi. 

Taleplerin ortaklaştırılması sürecine değinen Urgenç, Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen’in taleplerini ortaklaştırılmasının aslında yeni bir usül olmadığını söyledi. Urgenç, “Kamuoyunun da çok iyi hatırlayacağı gibi Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemlerde bir Genel Başkanımızın başkanlığında oluşturulan heyetle ve yetkili olup olmamasına bakılmadan tüm sendikaları ziyaret eder, sendikaların taleplerini belirleyerek, kamu işvereninin karşısına otururduk. Yani taleplerin ortaklaştırılması usulü Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olduğu dönemlerde zaten uyguladığı bir yöntem idi” dedi. 

Ortak talebimiz olan 51 madde, kamu çalışanlarının tamamının rızası ve mutabakatı ile vücut bulmuş olan beklentilerdi. 

Kamu çalışanlarının yıllardır Hükümetin karşında güçlü bir şekilde irade ortaya konulmasına yönelik talebi olduğunu söyleyen Urgenç, yetkili sendikanın yıllardır bunu duymazdan, görmezden geldiğini bildirdi. Urgenç sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl da 26 Temmuz 2021 tarihinde Merkez Yönetim Kurulu ile istişare toplantısı yaparak, Genel Başkanımız Önder Kahveci’nin açıklaması ile taleplerin ortaklaştırılması çağrısında bulunmuştuk. Ve yine 2019 yılındaki niyetimiz ile ‘O masada kamu çalışanlarının gücünü yekvücut yapalım, daha güçlü oturalım, talepleri ortaklaştıralım ve kamu çalışanları için +1 kazanım için bir yol haritası belirleyelim’ çağrısında bulunduk. Yıllardır dile getirdiğimiz çağrımız bu sene karşılık buldu. Çağrımız, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın aynı gün Genel Başkanımız Önder Kahveci’ye göndermiş olduğu bir mektup ile karşılık buldu. Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın Türkiye Kamu-Sen ve KESK’e talepleri ortaklaştırma teklifi getirdi. Zira Memur-Sen masada tecrübeye, birikime güçlü bir sendikal duruşa ihtiyaç duydu. Daha sonra teknik heyetler bir araya gelerek, 51 maddede bir ortak talep hazırlandı. Ortak talebimiz olan 51 madde kamu çalışanlarının tamamının rızası ve mutabakatı ile vücut bulmuş olan beklentilerdi. Ki, 51 madde, aslında Türkiye Kamu-Sen’in hazırlamış olduğu Memur Paketi ile iki yıldır gündemde tutmaya çalıştığı hususları içermektedir.” 

Gerekli yerde de kırmızı çizgimizi ortaya koyduk. Keşke diğer sendika da kırmızı çizgisini ortaya koyabilseydi. 

Gelinen süreçte ortak hareket etmenin ne kadar doğru olduğunun görüldüğünü ifade eden Urgenç, şunları kaydetti: “Geride bırakılan 5. toplu sözleşme ile mukayese edildiği zaman 6. dönem toplu sözleşme sürecinin ne kadar verimli geçtiği, bütün süreç boyunca kamu çalışanlarının gündeminde olan konuların o masada müzakere konusu olduğunu yakinen görülmüştür. Çünkü Türkiye Kamu-Sen hem kamuoyuyla hem de üyeleri ile süreci şeffaf şekilde paylaştı. Geride bırakılan yıllarda tartışma konusu dahi yapılamayan konular bu kez gündeme geldi. Türkiye Kamu-Sen de bunun her aşamasında yer aldı. Temel beklentiler pazarlık konusu haline geldi. Hatırlanacağı gibi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin işveren adına getirdiği ilk teklifte ücret artışlarını, ek gösterge konusunu, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesini, refah payını gündeme getirdi. İşte bu değişim Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koyduğu irade desteği ile oldu. Gerekli yerde de kırmızı çizgimizi ortaya koyduk. Keşke diğer sendika da kırmızı çizgilerinden taviz vermeseydi. Ama hemen imzayı attılar. Geride bırakılan yıllarda yüzde 3 buçuklara imza atarken, şimdi yüzde 12’lere imza atması belki kendi namına bir başarıdır. Onların aslında başarı gibi ortaya koyduğu bu kazanım da aslında Türkiye Kamu-Sen’in iradesinin sonucudur.” 

Kamu çalışanlarının verdiği yetkiye ihanet edemeyiz. 

Geride bırakılan tüm toplu sözleşme süreçlerinde olduğu gibi Türkiye Kamu-Sen 6. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde de de o masanın tüm imkânlarını sonuna kadar kullandığının altını çizen Başkan Urgenç: “Ancak gelinen noktada taleplerimiz Memur-Sen ile ortak olsa dahi Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme masasında imza atılırken yer almadık. Özellikle ücret artışlarını çok yetersiz bulduk. Buna rağmen bir kısım mağfiller, sendikal ve siyasal saikler ile yapılan bir takım manipülasyonlarla, sosyal medyada bir rüzgar oluşturulmaya çalıştı.  Ancak bunların hiçbir anlamı yok. Kamu çalışanları neyin, ne olduğunu biliyor. Türkiye Kamu-Sen’in Sendika Kanunu çıktığından ve toplu görüşmelerin başladığı 2002 yılından bu tarafa usul, tarzı ve ilkesi vardır; o da masanın imkânlarını son saniyeye kadar kullanmaktır. 

Kamu çalışanları bize o masada kamu çalışanlarının haklarını savunalım ve sonuna kadar gündeme getirelim diye yetki veriyor. Şov yapmak için değil! Kamu çalışanlarının verdiği yetkiye ihanet edemeyiz. Geride bırakılan tüm toplu sözleşme süreçlerinde olduğu gibi Türkiye Kamu-Sen 6. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmelerinde de de o masanın tüm imkânlarını sonuna kadar kullanmıştır. 

Bakınız Sayın Genel Başkanımız Önder Kahveci son gün gece yarısına kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda mücadelesini sürdürdü. Bizim derdimiz üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil. Bizim için önemli olan kamu çalışanlarının kazanımlarıdır.  Gece yarısına kadar süren görüşmelerde prensipte bir anlaşma sağlanmıştı. Bu noktada Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını Sayın Vedat Bilgin’in yapıcı ve kolaylaştırıcı bir tutum aldığını da belirtmek istiyorum. Ancak ertesi gün Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bir direnci söz konusu oldu. O dirençten dolayı da daha önce gündeme prensip olarak mutabakata varılmış hususlar metne girmedi. Ve Türkiye Kamu-Sen olarak hem kamu çalışanlarına vermiş olduğumuz sözün gereği olarak ertesi gün yapılan törene iştirak etmedik.” dedi. 

Yardımcı hizmetlerin GİH sınıfına alınması, ek gösterge gibi konular havada kaldı. Bu yüzden Türkiye Kamu-Sen o masada yer almadı. 

Yüzde 1 dahi olsa refah payının verilmesinin önemine dikkat çeken Başkan Urgenç, “Bilindiği gibi, kamu çalışanlarını enflasyon karşısında koruyacak olan refah payı uygulamasının hayata geçirilmemesi önerilen zam talebinin mevcut enflasyon rakamlarının altında kalmıştır. Toplu sözleşme sistemine geçildiği 2012 yılından beri hedeflenen enflasyon rakamına hiçbir yılsonunda ulaşılamadığı görülmektedir. Buna karşın memur ve emekli maaşlarına yapılacak artışlarda hep hedeflenen enflasyon temel alınmıştır. Bugüne kadar gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde enflasyon farkı hariç maaşlara yapılması kararlaştırılan artışlar gerçekleşen enflasyonun sürekli altında kalmıştır. Bundan dolayı 2022-2023 yılı için yapılan yüzde 6,7,8’lik zam oranlarının bir anlamı kalmıyor. Yine göreceğiz; enflasyon hedeflenen enflasyonun üzerine çıkacaktır. Dolayısıyla kamu çalışanlarını mutlu edecek olan; yüzde 1 dahi olsa refah payının verilmesi olacaktı.” dedi. 

Urgenç: “Aynı şekilde yardımcı hizmetlerin GİH sınıfına alınması, ek gösterge gibi konular havada kaldı. Bu yüzden Türkiye Kamu-Sen o masada yer almadı. Kamu çalışanları ve üyelerimiz müsterih olsun. Kamu çalışanlarının yüreğinin mutmain olmayacağı yerde olmayız.” dedi. 

Madem milli gelirimiz artıyor o halde bizde kamu çalışanları olarak artan bu milli gelirden payımıza düşeni istiyoruz. 

Artan milli gelirden kamu çalışanlarının da faydalanması gerektiğini bildiren  Başkan Urgenç: “Hükümet yetkilerinin dediği gibi madem ekonomi büyüyor, madem milli gelirimiz artıyor o halde bizde kamu çalışanları olarak artan bu milli gelirden payımıza düşeni istiyoruz. Bunun da yolu enflasyon üzerinde bir maaş artışının sağlanmasıdır. Türkiye Kamu-Sen olarak 2022-2023 yılı için +3 puan refah payı talep ettik. Ama son gelinen noktada bundan da bir esneme payı bırakarak yüz 1 dahi olsa metne girmesini talep ettik. Maalesef Hükümet ondan da imtina etti.” dedi. 

Pandemi döneminde Hükümetin tedbir sağlamadığı tek kesim kamu çalışanları oldu. 

Pandemi döneminde Hükümetin tedbir sağlamadığı tek kesimin kamu çalışanları olduğunu söyleyen Başkan Urgenç: “Pandemi döneminde Hükümet birçok kesim için ekonomik sıkıntılara karşı tedbirleri hayata geçirdi. Ancak Hükümetin tedbir sağlamadığı tek kesim kamu çalışanları oldu. İşte tamda bu durumdan dolayı pandeminin getirdiği yaralar sarılması için 600TL seyyanen zam istedik. Ama o da olmadı.  Tüm bu nedenlerden dolayı biz o masada yer almadık.” şeklinde konuştu. 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ