Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

NAMUS

NAMUS

Mehmet Ali Talayhan
Sn. Mustafa Pala’ya

İnsani kurallar arasında en dokunulmaz olan kavram Namus kavramıdır. Yunancadan dilimize girmiştir. Namus kavramı, Türk dilindeki karşılığı ahlâk kurallarından başlayıp mânevî değerlerle birlikte hemen her alanda kullanılmaktadır. Namus, ahlâk kurallarına bağlılığı temin ederek insanı şerefli hale getiren mânevî değerlerin en yücesidir. Irz, iffet edep, hayâ gibi faziletler de Namus kavramının içinde değerlendirilir.
Namus, uğrunda ölünen biricik değerdir. Savaş zamanlarında en çok zarar verilen ve saldırıya uğrayan Namus olmuştur. İlkel toplumlardan günümüz modern toplumlarına kadar savaş zamanlarının mağduru hep Namus olmuştur. Mehmet Akif Ersoy “Âsım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek/İşte çiğnetmedi Namusunu çiğnetmeyecek” mısralarında, sinesi vatan sevgisi ile dolu bir milletin gençliğinin vatanına göz dikenlere karşı verdiği mücadelenin, Namus tecavüzüne karşı verilen kutsal mücadele olduğunu belirtmiştir. İşgal edilen topraklarda taarruza uğrayacak olan Namus çiğnenmekten uğrunda ölünmek suretiyle kurtulabilir. Irz, İffet ve Hayâ da Namus içinde değerlendirilmektedir.
Türk halkı, doğruluk dürüstlük gibi kelimeleri de geleneksel Namus anlayışı ile bağdaştırarak kullanmaktadır. Namus kavramının genişleyen kapasitesi adeta varlık ile yokluk arasında yaşayan insanın başvuracağı en mühim değerlerden biri, hatta en önemlisinin olduğu anlaşılmaktadır. Türk halkının Namus kavramını fuhuş, zina, sefahat içine hapsetmeyerek ona daha geniş manalar yükleyerek gündelik hayatta kullanması, bu kavramın kıymetini daha da arttırmıştır. Doğru ve dürüst olanlar ancak Namuslu insanlardır. Namuslu olduğuna inanılan birinin kural dışı hareket etmesini isteyenler kendisinden istediklerini elde edemeyince “Namusluymuş Namussuz” diye de suçlayıcı bir ifade kullanmaktadırlar. Herkes tarafından korunması gereken, art niyetli ve kötülerin dokunmasına asla müsaade edilmeyen bir değer yargısı olan Namus temel bir manevî değerdir. İsim tamlamasının ikinci unsuru olarak Fuzulî’nin beyitlerinde; Sadâ-yı ney harâm olsun dedin ey sôfi-i câhil/Yele verdin hilâf-ı şer’ ile Namusun İslâm’ın. Bu endâm ile vecdiyyâttan dem urmak istersen/İlâhî ney kimi sûrâh sûrâh ola endâmın. (Neyin sedası haram olsun dedin ey cahil sofi. Şer yalanınla islamın Namusunu yele verdin. Bu duruşun ile, endamın ile ilâhi aşktan, vecdiyyattan bahsetmeye kalkıp, dem vurur isen; o ilâhi ney gibi delik delik olsun boyun, posun, endamın) Fuzulî aşk ehlinin temsilcisi olarak ney sesinin kendisinde çağrıştırdığı sesin ilahi cephesine bakarak ham bir kişinin islam adına haram kılmasını kabul etmeyerek mısralarında karşı çıkmıştır. Namusun sadece fuhşiyat ve sefahat anlamlarında kullanılmadığına günlük hayatımızda sıkça rastlamaktayız. “Söz Namustur” tabirini duymayan yoktur. Sözünde durmanın cemiyet hayatında Namus ile eşdeğer görülmesi boşuna değildir. Cemiyet, sözünde durmayan insanları kendi arasında dışlayarak cezalandırmıştır. “Söz bir Namus bir” diyerek karşısındaki en kutsal değer ile ikna etmeye çalışanın söylediğine aykırı hareket etmesi, bu Namus kavramının da içini boşaltmışa benzemektedir. Dürüstlüklerine Namuskârlıklarına inanılan insanların sözlerinde durmamalarında insanların yaşadıkları hayal kırıklıkları ve değerlerin içinin boşaltılması geleceğin karamsarlığına vesile olur.
Namus; herkes tarafından kötülerin dokunmasına izin verilmeyen ve korunması gereken manevî kıymettir. Şahısların Namusu münferit olmakla birlikte milletin ve memleketin Namusu ortaktır. Şahısların Namusu cemiyet nazarında, cemiyetin Namusu diğer cemiyetler nazarında değerlendirilmektedir.
Namus belâsı; Namusunu haysiyetini korumak, çevreye bir şey hissettirmeden katlanılan sıkıntıdır. Buna aynı zamanda ar belâsı da denir. Namus borcu; Şeref ve haysiyet sahibi birinin yerine getirmesi şart olan sorumluluktur. Namus ve şerefi üzerine söz veren birinin sözünü yerine getiremeyen birinin cemiyet içinde Namusu bir/iki paralık olduğu devirler geride mi kaldı? Namusu bir/iki paralık olanın utanılacak durumu cemiyetin kanunlarından hükümsüz hale mi geldi?
Namusu ile yaşayan insan, haysiyetini ve şerefini bütün maddi değerlerin üzerinde tutar. Namus ve haysiyetine söz getirmeden yaşamanın insanı tatmin eden bir hayat anlayışı olması esastır. Hayatının bu çerçevede devam etmesi için çaba sarf ederken daha iyi bir hayat için Namus ve haysiyetinden taviz vermek aklının ucundan geçmeyen kanaatkâr insan kendini ebedi bir mutluluk içinde hisseder. İnsan olan Namusu ile yaşaya kimseye eyvallah etmez. Namusu üzerine edilen yemin onun için artık bir ölüm kalım meselesi olur. “Namusum hakkı için” dedikten sonra bütün akan sular durur.
Söylenen bir söz veya hareketten dolayı Namus ve haysiyeti rencide olan, şerefi kırılan birinin yapabileceği fiil muhtemelen herkes tarafından bilinir. Bunun karşılığına da Namusunu temizlemek denir. Namusuna dokunulanın karşı davranışının Türk halkı tarafından hoş karşılandığı biliniyor. Buna Namusunu temizledi denilir. Arapça Namus kelimesinin aslı “kanun” anlamındaki Yunancadan mülhem “Nomos”tur. Arapçadaki bir manası ise sır saklayan, hayırlı sırların ortağına Namus; kötü sırların ortağına “casus” denilir. Kur’an’da Namus kavramı yer almamakla beraber Hz.Hatice’nin akrabası Nevfel’e atfedilen bir bilgi vardır. Hz. Hatice Hz. Muhammed’in kendisine tevdi edilen kutlu mesajlar üzerine yaşadıkları durumu bilge bir kişi olan Nevfel’e danışmıştır. Nevfel, Hz. Hatice’ye dönerek “eğer bana söylediklerin doğru ise Mûsâ’ya gönderilen Namusu ekber ona da gelmiştir” der. Kabe’nin tavafı sırasında Nevfel, Hz.Muhammed ile karşılaşınca “Şüphesiz sen Meryem oğlu Îsâ’nın müjdelediği peygambersin ve Mûsâ’nın Namusunun benzeri bir hal üzeresin” demiştir. Sır ortağı olarak tarif edilen Namus başkasından gizlediklerini onunla paylaşır. Namus kişinin sır ortağı olup, başkasından gizlediklerini onunla paylaşır. Arapça “nems” kökünden geldiğine inanılmaktadır. Bunun, gizli bilgiye sahip olan mânası sebebiyle Cebrail kast edilmiştir. Allah başka hiçbir kimseye bildirmediği vahyi bilgisini Cebrail’e bildirmiştir. Namus, vahiy ile ilgili rivayetlerde Cebrâil için kullanılması dışında Mûsâ’ya gönderilen Tevrat anlamında da kullanılmıştır. Peygamberlere “vâdıu’un-nevâmis” yani kanun koyucu denilmiştir.
Namus, Yunan kaynaklı felsefî eserlerin çevrildiği başlıca dillerden Arapçada “kanun” veya “ilâhî kanun” manasında yaygın olarak kullanılmıştır. Çevrilen eserlerin tercümelerinde Namus kelimesi “insanın nefsine hâkim olması, dışarıdan gelen kötülüklerle mücadele ederek onları yenmesi” olarak tarif edilmiştir. İslam alimleri daha sonraki zamanlarda Namus kavramını genişletmişlerdir. Namus, zamanla dinin adeta bir kuralı haline gelmiştir. Müslümanın bütün zamanı inandığı değerlerin altında geçer. Bütün faaliyetlerinin mihenk taşı inanç kaidelerinin bütünündedir. Bu inançladır ki Anadolu insanı irfanının içine Namus mefhumunu en üste yerleştirmiştir. Namus-ı mücessem (çok Namuslu) bunlardan biridir. Namus-perver; koruyan, besleyen anlamında kullanılmaktadır. Namuskâr da aynı anlamda değerlendirilmektedir. Namuslu olana yakışacak tarzda davranışları ihtiva eden Namus dairesinde, Namuskârâne de denilmektedir.
Şark ilmi ile uğraşanlar Namus kelimesini ırz, haya, iffet, şeref, doğruluk, dürüstlük anlamlarında kullanmışlardır. Millet hayatının ortak değerlerinin en tepesinde yer alan Namus kavramı ulu orta olur olmaz her alanda diline pelesenk edercesine kullananların artması, içinin zaman içinde boşalmasına sebep olmuştur. Böylece millet bileşenlerinden birinin daha kayıp gideceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Verdiği sözde durmayan, söylediklerini unutanlar, ettikleri yeminlerin ne manaya geldiğini bilmeyen muktedirler, vatanı milleti ve Namusu üzerine yemin ederek göreve başlayan muhteremler ne kadar Namusludurlar? Namuslu olan muhterem ve muktedirler arasında tanıdıklarınız aşina olduklarınız var mıdır? 01.03.2021

Not ;  Yesevi dergisi için hazırlanan yazıdır. Mali zorluklar sebebi ile yayın hayatına şimdilik ara vermiş bulunmaktadır. en kısa zamanda yayın hayatına tekrar başlamasını ümit ederim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ