Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

GOYGOYCULUK

GOYGOYCULUK

Mehmet Ali Talayhan

Hicri takvime göre bu yılın birinci ayı olan Muharrem 9 Ağustos 2021 günü başlıyor. Muharrem Arap lisanından irfani hayatımıza girmiş ve kalıcı olmuştur. Muharrem yasaklamak haram kılmak manasındadır. Hicrî veya kamerî yılın birinci ayıdır. Aşure ayı olarak da meşhurdur. Câhiliye devrinden itibaren savaşın yasalandığı dört aylardan biridir. Diğerleri recep, zikâde ve zilhicce ’dir. Zilkâde, zilhicce ve muharrem ardışık aylardır.
Muharrem ayı tarihte birçok hadisenin gerçekleştiği ay olarak anlatılır. Bu hadiselerden biri de Kerbelâ hadisesidir. Emeviler tarafından 5 000 kişi ile kuşatılan Hz. Hüseyin ile yetmiş iki kişinin aç ve susuz bırakıldıktan sonra hunharca şehit edildikleri hadisedir. Kerbelâ susuz bırakılmak anlamında da kullanılmaktadır. Miladi takvime göre bu hadise 10 Ekim 680 tarihinde gerçekleşmiştir. 1341 sene evvel gerçekleşen hadise Müslümanlar tarafından unutulmamış acı hatıra olarak kalplerde ve anma merasimleriyle yâd edilmiş ve edilmektedir. Muharrem ayının aşure ayı olduğunu hemen her Müslüman bilir.
Tarihin bıraktığı miras arasındaki acı hadiseler üzerinden binlerce sene geçmiş olsa da unutulmamıştır. Cemiyet bu hadiseleri her sene anmak için çeşitli gelenekler icat etmiştir. Bu cemiyet hareketleri daha sonra uhrevi kimliğe bürünerek uzun zaman hayatımızda da mühim bir rol oynamıştır. Bu hareketlerden bir kısmı gelenek olup devam ederken bazıları da tarihe mal olmuştur. Muharrem ayına ait geleneklerden biri pek bilinmeyen ancak icra edildiği zamanlardan kalma bazı terimlerin günümüze kadar devam etmesini sağlayan Goygoyculuktur.
Muharrem ayında kapı kapı dolaşıp ilahiler okuyarak dilenenlere Goygoycular, bu fiile de Goygoyculuk denilmiştir. Sadece Muharrem ayına mahsus yapılan bir sadaka toplama şeklidir.
Önceleri ilahi bir kavram olarak ortaya çıkmışsa da daha sonraki zamanlarda argo tabirler arasında da yerini almıştır. Boşuna konuşan bilgisi olmadan fikir yürüten. Başkalarından duyduklarını kendi düşüncesiymiş gibi savunun kişiler için Goygoycu denilmiştir. Goygoycular kendilerine menfaat sağlayanları her ne derse desin alkışlayanlar için kullanılan bir tabir olmuştur.
Goygoy felsefe sözlükleri hariç bütün sözlüklerde yerini bulmuştur. Ansiklopedi maddesi olarak da tarihe adını yazdırmıştır. Goygoyculuk Türk Ermeni Kilise mugannilerinin de terimi olmuştur. Türk Ermeni Kilise Müziğinin Türk tavrı ile yani Türk gibi okumasını “Goygoyculuk” olarak isimlendirmişlerdir. Ermeni kilise müziği çevresinde yaygın olarak kullanılan bu terimin manası onu kullanan kişinin sesi dalgalandırarak, ezgileri yayarak ve çene hareketleriyle metindeki sesli harfleri deforme ederek okuma tarzına Kilise müziği ile uğraşanlar arasında “Goygoyculuk” denilmiştir (1). Goygoyculuğun Kilise Müziği içinde yer almasının sebebi Türk Müziği içinde yer alan Ermeni sanatkârlarının aynı zamanda Kilise Korosu içinde de yer almaları sebep olarak gösterilmektedir. Zamanla Kilise Müziği icrasında geleneksel Türk Müziği tarzı taklitçilik yani Goygoyculuk tanımı ile tarif edilmiştir. Batılılaşma hareketleri Kiliseyi de etkisine almış ve aslına dönmek isteyen Ermeni kilisesi Türk müziği taklitçiliğini (Goygoyculuk) terk edilmiştir (2).
Osmanlı cemiyet hayatında yer alan gruplardan biri de dilencilerdir. Dilencilerin İstanbul’da gelişigüzel hareket etmeleri üzerine dilenciler kâhyası tayin edilerek disiplin altına alınmışlardır. Kâhya; dilenciler arasından dilencilerin kendileri seçerlerdi. Kurban eti, cenaze sadakası dağıtımı sırasında iki veya daha fazla pay almak için tevessül edenlere izin verilmezdi. Kâhya taşradan gelen çırılçıplak, yalınayak, başı açık gezenlere karşı tedbir almakta yetkiliydi. Ramazan ayında sadaka bolluğundan faydalanmak isteyen dilencilerin çoğalması kargaşa ve istismarların artmasına sebep oluyordu. Dilencilerin artması ve istismarların artması üzerine ihtiyaçlı insanları barındıracak olan Darülaceze kurulup buraya yerleştirilmişlerdir (3). Muharrem ayına mahsus olarak toplanan (Goygoycular) ise; aralarında topladıklarını pay ederken bir kısmını da aşure yapıp dağıtırlardı.
Bütün sözlüklerde Goygoyculuk için benzer açıklama yapılmıştır. Bunun yanında Tasavvuf ve Argo sözlüklerde de yer alan Goygoyculuk asıl kaynağı tarihi bir değere dayandırılmaktadır. Muharrem ayının ilk günlerinde kapı kapı dolaşarak dilenenler için kullanılan bir tabir olan Goygoyculara “Hoyguycular” da denilmiştir. Bir çeşit dilenci olan bu gurup ilahi okuyarak sadaka toplarlardı. İlahinin her mısraının sonunda okuyucuyu tasdik kabilinden” hoy goy goy canım” demeleri kendilerine ünvan olarak kalmış daha sonra da bu tabir “Goygoycular” olarak kalmıştır (4). Tahir Olgun’un (Tahir-ül Mevlevî) yönetiminde çıkan Mahfil dergisinin 1339 Muharrem sayısında Goygoycular hakkında malumat verilmiştir. Şehzade Camii civarında bulunan Tabhanede Muharrem ayına mahsus olarak ikamet eden bu hususi dilencilerin bir özelliği vardı. İki gözden mahrum olan körlerden meydana gelen dilenci alayının başında gözleri gören ancak başka sakatlıkları olan biri başlarında olmak kaydıyla bir disiplin halinde evleri tek tek gezerlerdi. Birbirlerinden birer adım geride durarak öndekinin sol omzuna ya da değneğine tutunarak altışar kişilik gruplar halinde İstanbul’un değişik semtlerine dağılırlardı. Kendilerine mahsus kıyafetleri vardı. İnce yemeni sarıklı ve bez cübbeli ellerinde uzun asaları ve omuzlarında ortadan bölünmüş iki ağızlı birer hususi torba bulunurdu. Her birinin omuzunda bulunan torbadan iki ucunun biri arkada biri önde bulunurdu. Toplam on iki torba taşıyorlardı ve bu da on iki imama hamledilirdi. Anadolu’da ve Türk illerinde İstanbul’da yapılan bu uygulamanın bir benzeri veya aynısı var mıydı? Şimdilik bilemiyoruz. Ancak Alevi-Bektaşi geleneği içinde sadece İstanbul’da yapılan bu uygulama Yeniçeri ocağının kaldırılmasından (1826) İkinci meşrutiyete (1908) kadar sürmüştür (5).
Goygoycular; Hasan ve Hüseyin için mersiye, kaside ve ilahiler okudukları sırada her mısraının veya kıtasının sonunda topluca “hey kaygulu canım” sözünü nakarat halinde birlikte ve özel bir ahenk içinde söylemeleri üzerine halk kendilerine “Goygoycu” adını vermiştir. Başka bir anlayışa göre de” Ya hoy goy goy canım” tabiri “el-hayyü’l-kayyum” dan bozulmuş hali olduğunu ifade edenler de vardır.
“Hoygoycular” da denilen dilenci topluluğu sokağın başına geldiklerinde halka olup durur başlarındaki rehber eşliğinde “Allah Allah, bir Allah, kadim Allah, şüheda-i Kerbelâ, İmam Hasan ve Hüseyin aşkına, cemi-i enbiya ve evliya keremine, cümle mertler demine, gelip geçmiş müminlerin ervahına hû diyelim hû” diyerek gülbank çekerlerdi. Bu sırada evin kapısı açıldığında para yahut aşure harcı dağıtıldığında okuma işi biter dua faslına geçilirdi.
Goygoycular, Kerbelâ hadisesini hatırlatan ilahi okumalarından dolayı Alevilik teşebbüsü olarak değerlendirmeler de yapılmıştır. Yürekleri dağlayan mersiyeleri okudukları sırada her mısraının sonunda “Hey Kaygulu Canım” diyerek okuyucuya mukabele ederlerdi (6). Dilenci takımı her evin önünde durup “Kerbelânın yazıları/Fatma ana kuzuları/Kerbelânın ta içinde/Yatır al kanlar içinde”, “Şehit olmuş gazileri/Hasan ile Hüseyin’dir/Nur balkır siyah saçında/Hasan ile Hüseyin’dir.” İçlerinden birinin okuduğu yanık ve tesirli sözler üzerine topladıklarını cinsine ayırarak torbanın her bir gözüne kendilerine refakat eden tarafından yerleştirilirdi. Sadaka verenin kapısı açıldığı zaman ilahi kesilirdi. Verilen sadakadan sonra dua edilirdi. Yedekçi olarak dilencilere refakat eden her ne verilir ise torbalara aktarır kabını geri verirdi. Goygoycular topladıklarını Şehzadebaşı’ndaki tabhanede aşure pişirterek hem kendileri yerler hem de çevredekilere dağıtırlardı. Goygoycuların faaliyeti Muharrem ayının başından onuncu gününe kadar devam ederdi (7). Muharrem ayının onuncu gününde Hz. Hüseyin şehit edildiğinden on günü oruç tutarlardı. Buna Muharrem orucu denilirdi. Goygoycular, başka bir sözlükte Muharrem ayının başlarında Hasan ve Hüseyin’in şehadetleri ile ilgili ilahiler okuyarak dilenen kimselere verilen ad. Dilenci (8). Eskiden Muharrem ayında ilahiler okuyarak dilenen kimselere denirdi (9). Goygoy, kelimesi argo sözlükte yerini almış ve burada da (Kaygulu’dan? – Koy Koy’dan?) Gürültü, patırtı. Laf kalabalığı (10) şeklinde açıklanmıştır. Goygoycu, Geveze, laf ebesi. Ufak tefek şeyler çalan hırsız; kalk gidelimci (11). Osmanlı Tarih araştırmalarını yapan sözlüklerde de yer alan Goygoyculuk; Anadolu’dan gelen iki gözü kör olanların Şehzade Camii karşısında bulunan tabhane binasında oturarak dilendiklerini yazmaktadırlar. Muharrem ayı girer girmez altı kişilik guruplar halinde başlarında kendilerini yeden çolak topal yahut sair şekilde sakat olan birisi bulunurdu. Birbirlerine tutunarak torbaları omuzlarında olurdu. Kapıların önünde Kerbelâ hadisesi ile ilgili ilahiler okuyarak dilenirlerdi. Okunan ilahinin her mısraının sonunda “Hoy Goygoy Canım” diye bir ağızdan söyledikleri nakarattan dolayı bunlara Goygoycu denilmiştir (12). Zaman içinde topladıklarını istismar ederek bakkallara satanlar olduğu rivayet edilmiştir. Başka bir sözlüğümüzde Eskiden Muharrem ayının başında kapı kapı dolaşıp ilahiler okuyarak dilenen kimse (13) Bu işi yapanlara da Goygoycu denirdi (14). Goygoycu tabiri uzun yıllar dilenciler kastedilerek kullanılmışsa da daha sonraları hiçbir gayret, çaba, emek göstermeyerek birilerini taklit etmek veya daha ileri giderek ne yaparsa hoş görmek onu taklit etmek suretiyle geçimini temin edenler için de kullanılmıştır. Muharrem ayının başlarında kapı kapı gezerken Kerbelâ hadisesinin feci sonuçları üzerine yanık ilahiler okuyarak topladıkları ile dilenen (15) kişiler için kullanılırken her okuyucunun bir Goygoycusu olmayı kendilerine meslek edinenler suya sabuna dokunmayarak hayatlarını rahat bir şekilde sürdürmeyi gaye edinenler için kullanılagelmiştir. Muharrem ayında kapı dolaşarak dilenenlere dilenci denilmesi yanında boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse olarak nitelendirilmesi yanında şakşakçı olarak da sözlüklerde yerini almıştır (16). 1908 Meşrutiyeti ile ortadan resmen kaldırılmış olsa da Goygoyculuk tabiri devam edegelmiştir.
Şimdilerde unutulan bu tabirin yerine kullanılan terimler üzerinde erbabı olanların düşünmesi gerekir. Kapı dolaşarak elde edilen gelir yerini başka bir şekilde icra edildiği muhakkaktır. Nüfuzlu sahiplerinin huzurunda her ne derlerse ilahi bir vecd içinde tasdik edip başlarının üzerinde gezdirenlerin akıl ve muhakemeden yoksun oldukları izahtan varestedir. Bir zamanlar alil olduklarından kapı kapı gezip maişet temin edenlerin mazur görülmesi devrin şartları içerisinde değerlendirildiğinde doğruluğu su götürmeyecektir. İlahi okuyup açıkça dilenen kalmadı. Ancak hakkı olmadığı halde elde ettiği imkân üzerine saadetini bina edenlerin Goygoycuların eline su dahi dökemeyecekleri bir hakikattir. İmkânları elinde tutanların zaafları sayesinde artarak şakşakçıların sayısı hızla artmaktadır. Gemisini bu sayede yüzdürenlerin açık denizlerde sert hava şartlarında kendini kurtaramayacakları da açıktır. Kurtuluş savaşı sırasında Damat Ferit’in Dolmabahçe Rıhtımından Anadolu’yu teftiş maksadıyla gemi ile hareket edecekleri sırada gemilerin bir müddet demir alamamıştır. O esnada hadiseye şahit olan Yahya Kemâl’in Damat Ferit için söylediği bir dörtlük dillerde çok dolaşmış ve hatta son mısra deyiş olarak günümüze kadar gelmiştir.
Bin yaşa ey vezir-i deryâ dil/Âsaf-ı bî-muâdil ü âdil/Ver donanmaya takviyat şandır/Gemisini kurtaran kapûdandır.
Goygoyculuk/Şakşakçılık ile gemi yüzdürülebilir mi? Veya bu istikamet üzerine nereye kadar?

Kaynaklar:
1.Ermeni Muganniler ve Klasik Osmanlı Müziği s.134 1. Baskı 2010 İstanbul Surp Pırgiç Kültür Yayınları
2.Ermeni Muganniler ve Klasik Osmanlı Müziği s.135
3.Ali Rıza Bey Balıkhane Nazırı, Bir Zamanlar İstanbul Derleyen; Niyazi Ahmet Banoğlu Tercüman 1001 Temel eser Sıra 11 Bila Tarih s. 90 İstanbul
4.Pakalın, Mehmet Zeki Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri sözlüğü C.1 M.E.B Yayınları 1993 İstanbul s.673
5. Pakalın, Mehmet Zeki A.G. E. S. 673
6.Celal Musahipzade, Eski İstanbul Yaşayışı II. Cilt Devlet Tiyatroları İç Eğitim Dizisi No: A- 25 S. 11 Başdramaturgluk Ankara, Temmuz 1986
7. Özcan Nuri, TDV İslam Ansiklopedisi 14. C. S.121
8.Doğan, D. Mehmet Büyük Türkçe Sözlük Beyan Yayınları 4. Baskı S.399 1986 İstanbul
9.Hayat Büyük Türk Sözlüğü, Hayat Yayınları bilâ tarih S.436 İstanbul
10.Aktunç, Hulki Büyük Argo Sözlüğü (Tanıklarıyla) S.128 Yapı Kredi Yayınları 7. Baskı Ocak 2010 İstanbul
11.Aktunç, Hulki A.G. E. S. 128
12.Ünal, Mehmet Ali Prof. Dr. Osmanlı Tarih Sözlüğü 1. Baskı Paradigma Yayınları S.272 Ekim 2011 İstanbul
13.Ayverdi, İlhan Misalli Büyük Türkçe Sözlük 1. Baskı S. 426 Ocak 2010 Kubbealtı Yayınları İstanbul
14.Ayverdi, İlhan A.G.E S. 426
15.Cebecioğlu, Ethem Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü Otto Yayınları 7. Baskı S.178 Ankara 2020
16. https://sozluk.gov.tr/

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ