Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

MONTRÖ – RUSYA’NIN DÜŞMANLIĞI

MONTRÖ – RUSYA’NIN DÜŞMANLIĞI

HÜR DÜŞÜNCE                                                                                 ZEKERİYYA İLLEEZ

                                                MONTRÖ – RUSYA’NIN DÜŞMANLIĞI

           Birinci Dünya savaşı ardından Mondros Ateşkes antlaşması(30 Ekim 1918), ardından Sevr dayatmasıyla (10 Ağustos 1920) kaşılaşan Osmanlı Devleti(İstanbul Hükümeti) aciz durumda iken; Türk Milleti Mustafa Kemal liderliğinde (Ya İstiklal Ya Ölüm parolasıyla) Milli Mücadeleye girmiştir.

          Sevr antlaşması rededeilmiştir. Netice de 24 Temmuz 1923’te Lozan antlaşması yapılmıştır. Misak-ı Milli tam gerçekleşmezsede; Türk Milleti ve Türtkiye tanınmıştır.

          Siyasi ve hukuki varlığı kabul edilen Türkiye,29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı ile devlet şeklini belirtmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Milli-Üniter bir yapıda kurulmuştur.

          Lozan antlaşmasıyla bir komisyon marifetiyle idari durumu,1936 Montrö Sözleşmesiyle,Boğazların yönetimi ,TC Devletinin uhdesine geçmiştir. Yani boğazlarda tek söz sahibi Türkiye olmuştur.

          1938’de Atatürk’ün vefatı  ardından Milli Şef İnönü (1938-1950) dönemi başlamıştır. İnönü bir tarafta kendi derin gücü yapılanmasını gerçekleştirirken,2.Dünya savaşı şartlarıyla karşı karşıya kalmıştır.

          2.Dünya savaşı şartlarında İtalyanlar tarafından 12 adanın(Trablusgarp Savaşı sırasında asker çıkartılan) geri iade edilme teklifi Almanların Türkiye’nin Karadenizde bulunan gemilerin satın alındığını ilan etmesi ve boğazlardan geçiş talebinde bulunması,İnönü’yü zor durumda bırakmıştır. Türkiye’yi savaşa sokacaklar endişesiyle teklifleri reddetmiştir.

          2.Dünya Savaş’ında Almanların Rusya’yı kuşatma ve işgali için boğazlardan geçip,Karadeniz’i kullanmak ve yerleşmek istemiştir. Bu durum ülkemiz açısından çok önemli ve ağır bir yüktü. İşte 1936 da yapılan Monrö Sözleşmesi TC Devletinin elinde önemli bir koz-argümandı. Bunu Milli Şef İnönü,Almanya’nın  Rusya’ya karşı boğazları kullanma talebini reddetmiştir. Burada Milli Şef İnönü’nün Almanya’nın teklifini reddetmesiyle,ülkeyi büyük bir felaketten kurtarmıştır. Tabi bu arada Rusya’yı da kurtarmıştır! Milli Şef (İnönü’nün) dönemimin başarılı işlerinden biri budur. Takdir etmek gerekir.

          2.Dünya Savaş’ında uluslar arası güç odaklarından oldukça uzak durulması,ülkemizin savaş alanı haline gelmesini önlemiştir.

          Almanların boğazları kullanma teklifine karşı Montrö antlaşması imkanlarıyla hem ülkemiz savaşa sokmaktan alıkoyan İnönü,bu tavrı ile Rusya’ya karşı dostane bir tavır sergilemiş oldu. Ancak Rusya Almanların yenilmesi ardından Türkiye’den de isteklerde bulunmaya başlamıştır. Şunu hatırlatmakta fayda vasrdır. Atatürk hayatta iken,Rusya Devlet Başkanı Josef Stalin bir konuşmasında; “Rusya’nın boğazları,Kars-Ardahan’ı alma amaçlarının devam ettiğini” beyan etmiştir. Bunun üzerine Atatürk, Rusya Büyük Elçisi Karahan’ın yanına gider.Stalin’in bu sözü söylediğini teyid etmesini ister. Yarın Kars’a hareket edeceğini beyan eder. Bu beyanı Rusya devlet Başkanı Stalin’e ulaşır. Stalin’in “Rusya’nın böyle bir amaçları olmadığını” beyan etmesi üzerine; Atatürk,Kars’a gitmekten vazgeçer. Atatürk,Rusya Büyükelçisi Karahan’ın Türkiye de kalmasını teklif eder. Karahan ülkesine çağrılır. Bir hafta sonra da yakılarak öldürülür.

          İşte Rusya Atatürk’ün vefatı  ve 2. Dünya savaş’ının sona erdiği sıralarda,Türkiye’nin dostane tavırlarına karşı Boğazlarda imtiyaz,Kars ve Ardahan’ı ister.Baskı yapar. Hala Rusya  Rusya 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması şartlarında yaşadığını zannetmektedir!

           1930’lu yıllarda Almanlar’ın Kayseri de Uçak fabrikası kurma teşebbüsleri,ardından Almanların personelini çekmesi ile birlikte Amerikalılar Uçak fabrikası kurma çalışmalarına girmişlerdir. Zaman zaman Almanya ve ABD eksenin bu şekilde ilişkiler ve gelişmeler olmuştur. Bütün bunlarla birlikte 2.Dünya Savaşına sokulma oyununa gelinmemiştir. Bu İnönü ve ülkemiz için başarıdır.

          İç siyasette çok partili siyasi hayata geçiş aşamasında (1946 da Demokrat Parti’nin kurulması ) Rusya’nın düşmanca tavır ve istekleri,Milli Şef İnönü ve yönetimini arayışa ve ABD’ne yaklaşmasına sebep olmuştur.

           İşte 2.Dünya Savaş’ında Almanların boğazları Rusya’ya karşı kullanması-açılma talebibini reddedilmesi ile,Türkiye’nin Rusya’ya karşı dostane tavrını gösterdiği halde;Rusya’nın güvenilmez ve düşmanca istekte bulunması,Türkiye’nin de Rusya’ya karşı mesafeli durmasına sebep olmuştur.

          Rusya’nın bu düşmanca tavırlarından dolayı,İnönü ABD’ne yönelmiştir. Milli Şef İnönü Rusya’ya karşı ABD’den destek ve istekte bulunmuştur. Bu durum ‘Denize düşen yılana sarılır’ hesabına dönmüştür. Emperyal güçlerin bir kanadından uzaklaşırken,diğer bir emperyal gücün kanadına-koluna yaklaşılmıştır. Bu fırsatı değerlendiren ABD Milli Şef İnönü yönetimindeki Türkiye’ye bir çok şartlar ve istekler sunmuştur.

          Nuri Dilligil’in Silah Fabrikası,Nuri demirağ’ın Uçak Fabrikalarının bulunması,emperyal güçleri rahatsız etmekte idi. Çok Partili siyasi hayata geçilmesi ile birlikte ABD,seçimlerin yapılması,Köy Enstitülerinin kapatılması,Eğitimde reform yapılması vb. taleplerde bulunmuştur. Milli Şef İnönü yağmurdan kaçıp doluya tutulma hesabı; Köy Enstitülerinin adı “Köy Öğretmen Okulu “ olarak değiştirilirken;teşkilat yapısı,müfredat ve uygulamalarda değişmiştir. 1949 da ABD ile ile yapılan eğitim antlaşmasıyla eğitim ve öğretim ABD’ne teslim edilmiştir. Nuri Dilligil’in silah fabrikası-tesisler kapatılma taleplerine karşı olduğu için kendisi de içinde havaya uçurulmuştur. 14 Mayıs 1950 Genel Seçiminden iki ay önce Mart 1950 de Bakanlar Kurulu kararı ile uçak fabrikaları kapatılmıştır.

         Möntrö antlaşması ülkemiz için büyük bir koz ve argümandır. Montrö antlaşması yüzünden Uluslar arası gücün en önemli aktörlerinden ABD Dünyada girmediği deniz,körfez ve boğaz yoktur. Tek giremediği yer,Montrö antlaşmasından dolayı Karadeniz’dir.  Lozan ve Montrö antlaşmasının kaldırılması emperyal dünyanın en önemli amacıdır. Türk Milleti ve Türkiye olarak biz Lozan antlaşması,Montrö sözleşmesini kendimiz kaldırmadığımız sürece kimse bunu gerçekleştiremez. Bunu Sevr’de denediler olmadı,Sevr’in makyajlanmış şekliyle BOP’de ve uygulanmasında elde etmek istiyorlarlar. Uyanık,iri ve diri olmak zorundayız.  Şu anda boğazların ve Montö’nun tartışmaya açılması için “Kanal Projesi” gündemdedir. Amaç Kanal Projesi marifetiyle oluşan ada ve kanalı uluslar arası platformda tartışıulmasını sağlamak ve ardından gereken siyasi ve hukuki tavırlarla amaçlarını gerçekleştirmek isteyeceklerdir. Montrö Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin ve bununla birlikte Kanal Projesi,emperyallerin Karadeniz’e girme amaçlarının kildidir. Anahtarıda bizdedir. İşte Lozan ve Montrö Türkiye’nin tapusu,kapısı,kilidi ve anahtarıdır. Sorumlusu ve gerçek sahibi Türk Milleti ve kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletidir.Şayet Kanal Projesi düşünülüyorsa; öncelikle1.Süleyman Demirel’in GAP,DAP,Konya Ovası sulama Kanal Projeleri yapılmalıdır. Terör Örgütleri kullanması ve halkı kandırması önlenirdi. 2. Şayet Kanal Projesi düşünülüyorsa ki Global anlamda Türkiye –Kafkasya ü (Tıpkı Yine Demirel’in yapmış olduğu Bakü-Tiflis-Ceyhan Doğalgaz-Petrol Boru hattı gibi) üzerinden Karadeniz’i Hazar Denizine bağlayan ve Türk Dünyasının birlikteliğine katkıda bulunacak olan “Kafkas Kanal Projesi” yapılmalıdır.

          Ülkemiz Türkiye jeopolitik ve stratejik bakımından; dünyanın kapısı,kilidi ve anahtarıdır. Birde bu yere Türklerin hakim olması,TC Devletini kurması,emperyal dünyanın ve ülkemizdeki payandalarının hep hedefinde olmuştur.

          Tarihimizi iyi öğrenmeliyiz. Ülkemizi tanımalıyız. Kültürümüze –medeniyetimize sahip çıkmalıyız.

          Türk olmanın insan olmak duygusuyla “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyebilmeliyiz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ