Avanos Kızılırmak Gazetesi Haber Portalı

CİMRİ / HASİS / NEKES / PİNTİ

CİMRİ / HASİS / NEKES / PİNTİ

Mehmet Ali Talayhan

Arapça asıllı bir kelime olup Türkçemizde çok bilinen “Cimri” kelimesinin karşılığıdır. “Cimri” kelimesi de Türkçe değildir. “Cimri” Farsça bir kelimedir. İkisinin de ifade etmek istediği mana aynıdır. Mala, maddiyata aşırı düşkünlüğünden elindekini harcamamak anlamındadır. Her iki kelimenin dışında bu manayı karşılayan “Bahil” kelimesi varsa da Türk edebiyatında daha az kullanılmıştır. Dünya edebiyatında “Cimri”lik ile ilgili bir şark bir de batı menşeli iki eser günümüzde hala adından bahsettirmektedir. Şark menşeli olan El Cahiz olarak bilinen Arap alimlerinden El Cahiz’in yazdığı “Buhala” isimli eser ile Batı menşeli Fransız yazar Moliere’nin yazdığı ve dilimize “Cimri” diye çevrisi yapılan eserdir. El Cahiz’in eseri daha eski olmasına rağmen daha az bilinmektedir.
El Cahiz “Buhala”’da cimriliği tahlil ederken Araplar dışındaki milletleri de hicvetmiştir. El Cahiz Türkler’e ait en eski eser olan Fazâ’ilü’l Etrâk kitabını yazmıştır.
Meraklı olanlar bu iki eseri okuyarak birbirlerinin yüzlerce yıl evvel yaşamış olan insanların “Hasis”lik hakkında neler düşündüğünü öğrenebilirler. Fransız yazar Moliere’nin eseri tiyatrolarımızda da halen boy göstermektedir. Hayli ilgi gördüğünü herkes biliyor. Bu iki meşhur eser hastalık olan “Cimri”liğin cemiyet tarafından mizah ile nasıl aşağılandığını ortaya koymaktadır. Eserlerin okuyucu/seyirci tarafından gülerek takip etmesi mesajları üzerinde düşündürdüğü biliniyor.
Mal biriktirme ve bunu hiçbir şekilde harcamamak bir hastalıktır. Tedavisi olmayan bir hastalık olduğu anlaşılmaktadır. Her cemiyette bulunan bu hastalığa yakalananlar cemiyette alay konusu olmuşlardır. Cemiyetlerin ictimai hayatlarına istikamet veren bütün dinler “Hasis”liği kınamışlardır. Bundan kurtulmak gerektiğini anlatmışlardır. En açık şekli ile islam dini bunu açıkça men etmiştir. Kur’an ayetleri arasında onlarca ayet bu konudan bahsetmektedir. Ali İmran suresinin 180. Ayetinde ise “Hasis”ler tehdit edilmektedir. Bir hadiste ise Hz. Peygamber “Mü’minde iki özellik bulunmaz bunlar “Hasis”lik ve kötü ahlaktır” demiştir. Her Cuma hutbesinin sonunda okunan Nahl suresinin 90. Ayetinin adaletten sonraki “İhsan” kavramı yerince anlaşılması halinde “Hasis”lik Müslümanlar arasından kalkardı.
Cemiyetin varyemez olarak vasıflandırdığı “Hasis”ler selam bile vermez ancak biri selam verdiğinde alırlar. Vermenin her türlüsü “Hasis” için imkânsızdır. Böyle olduğu halde cemiyetin kendileri ile alay etmeleri bir mana ifade etmez.
Moliere “Cimri” isimli eserinde “Hasis”in kendi mutluluğu dışında kimsenin arzu ve hevesinin önemi olmadığını açıkça anlatmaktadır. Çocukları dahi olsa önce kendi heves ve arzusu ardından yine kendi heves ve arzusudur.
“Hasis”liğin insanlık tarihi ile eşdeğer bir davranış biçimi olduğu tartışmasızdır.”Hasis”lik hakkında yazılan ilk eser olan “ Buhala” El Cahiz tarafından 9. Yüzyılda yazılmıştır. Avrupa dillerine çevrilmiştir
1668 de yazılan “Cimri” eserinin kahramanı Harpagon oğlu kızı karısı hizmetçisi arasında geçen baskın “Cimri” karakteri canlandırmaktadır. Harpagon herkesin kendisine hizmet etmesi ve bütün isteklerinin karşılanmasını bunu karşılığında hiçbir şekilde harcama yapmamaktır. Harpagon’un tek tutkusu vardır. Para biriktirmek ve asla harcamamak. Azgın bir tutkunun esiri olan Harpagon’un uğrunda yapamayacağı tek şey “Cimri”liktir. Değerler manzumesine sahip olanları güldürerek düşündürmesi bakımından Moliere çağları aşan büyük bir iş başardığı ortadadır.
Orta çağ Avrupa’sında cemiyet ilişkilerini de ele alması bakımından sanat âleminde rağbet görmüştür. Günümüze kadar binlerce defa sahne oyunu olarak icrasının yapılması da bunu göstermektedir.
Cahiz’in eserinin yüzlerce yıl evvel yazılması ve Avrupa dillerine çevrilmesi ayrı bir konu olarak değerlendirilse bile bu konunun literal benzerliklerinin üzerinde durmaktan çok cemiyetin bu tipler hakkındaki duruş ve düşüncelerini anlamakta daha çok yarar vardır. Batı toplumlarının daha fazla akılcı oldukları ve özellikle Protestan ahlakına dayandırılan kapitalist sistemin tek hedefi daha çok mal ve para kazanmak olduğu ve bu uğurda insani hiçbir değerin dikkate alınmadığı aşikârdır. Buna rağmen insanlar arasında hala bu kötü haslete karşı alaycı ve dikkate değer bir serzenişte bulundukları biliniyor. İslam anlayışı içinde bu hasletin çok zaman ağır bir şekilde tenkit edildiği bilinmektedir. Dini kaynakların tamamında “Cimri”lik konusu işlenmiş ve tenkit edilmiştir. Mal biriktirmenin islam anlayışında yerilmesi ile birlikte şairlerimizin büyük bir kısmı da bunun üzerinde durmuşlardır. Refdî; Biz anâ câhı belâ tutmuşuz ey dil/biz fakr ile fahr eylerüz erbâb-ı fenayız (dünyalık yerine belâ yolunu tutmuşuz. Fenâ ehli olduğumuzdan fakirlikle övünürüz.) Fuzulî; Mâl çok yığma hazer eyle azâbından kim/Renci artar ağır oldukça yükü hamalın. (Mal yığmanın sıkıntısı fazladır. Hamalın yükü ağırlaştıkça zahmeti de artar) Bâkî; Hatırından çıkmasın dünyaya üryân geldiğin. (Dünyaya gelirken hiç bir şeyin olmadığını unutma giderken de bir şey olmayacak) Hayalî; Hayalî fakr şalını çekenler cism-î üryânı/Anınla fahr edenler atlası dîbâyı bilmezler.(Çıplak vücutlarına fakirlik örtüsü örterek övünürken atlas ve ipekli kumaşları bilmezler)
“Cimri”nin mal biriktirme hastalığının en önemli sebebi ilerde yoksullaşacağı endişesidir. Çevresine zarar verirken cemiyet tarafından alaya alındığının önemine kıymet vermez. Cemiyetin müesses kuralları karşısında düştüğü alaycı ve aşağılayıcı davranışlar umurunda olmaz. Gülünç duruma düşmüş olmak aklının ucundan geçmez. Batı ve şark mizah eserleri cimri/hasis/nekes/pinti tiplerini hicvederken erdemli cemiyet yaratma gayreti taşımışlardır. Azgın mal biriktirme tutkunun esiri olan hasis/cimri/nekes/pinti asla harcamama/vermeme itiyadı muhtaçların mutsuzluğunun kaynağıdır.
Karşılıksız harcayarak servet biriktirme karşılığında hayır işlerine de asla yanaşmaz. Edindiklerini başkaları ile paylaşmaz. Selam bile vermez ama alır! İçtimai ahlak davranışlarının başında iktisadi dengelerin sonuçlarından bazı karakterler ortaya çıkmıştır. Cömert, iktisatlı ve “Cimri”lik bunların arasındadır. Bunlardan “Cimri”lik bir hastalık olarak görülmüş ancak tedavisi konusunda bir çözüm bulunamamıştır. Bu sebepten mizah konusu yapılarak intikam alınmaya çalışılmıştır. Cemiyet hayatının hem problemi hem de eğlencesi olmaktan kendilerini kurtaramamışlardır. Zaten kendilerini kurtarma gibi bir dertleri olmamış tek dertleri mal biriktirmek olmuştur.
Dünya edebiyatında “Cimri” üzerine yapılan değerlendirmeler teşbihler mizah kültürü bakımından en zengin konusu “Cimri”liktir. “Cimri”ler üzerine yazılan edebi eserler birbirine benzemektedir. Evrensel hastalık gibi bütün milletler tarafından kınanan bir davranış şeklidir.
Hırs ve tamah gözü asla doymaz varyemez ve yedirmez cimri/hasis/nekes/pinti mal biriktirme ihtirası yanında içtimai dayanışmanın da önünde engel teşkil etmektedir. Cömertlik yerince harcamak demektir. Yersiz, sebepsiz harcamak da israftır. Harcamak da biriktirmekte yerince olduğunda kıymet ifade eder. Hırs ve tamah ehli olan “Cimri” biriktirdiği para ve malın hayrını asla görmemiştir. Para/Ye biraz/Harca biraz/Biriktir biraz/Allah yoluna harca biraz.
Cimri olanların sevgilerinde de aynı davranışları gösterdikleri alenidir.
Cimri ile aramızda ne kadar bir mesafe vardır?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ