HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ-ADALET

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ-ADALET

zekerriya

HÜR DÜŞÜNCE                                                                       ZEKERİYYA İLLEEZ

Zekeriyya_illeez@mynet.com                                        Em.Uz.Sosyal Bil.(Tarih)Öğretmeni

                                        HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ-ADALET

          Hak;Kanunlar ve özel antlaşmalarla kişiye tanınan yetkidir. Hukuk,haklar bütünüdür. Hukuk yazılı bir kuraldır.İnsanların davranışlarını sınırlandıran kurallar olan sosyal davranış kurallarını ihtiva eder.

          Adalet;haklıyı,haksızı ayırt etme işidir.Hukuk ile adalet iç içedir.

          Hürriyet; Bir başkasına zarar vermeden her şeyi yapmaktır. Bir başkasına zarar vermeme, sınırı ve bir başkasının varlığını ifade eder.

          Hukuk,insanların birbirleriyle ilişkilerini,uyması gereken kuralları ihtiva ederken;uyulmadığı zaman yaptırım (müeyyide) gerçekleştirir.

          Milletlerin ve oluşturdukları devletlerin hukuk sistemleri vardır. O hukuk sistemi devletin yapılanması,esasları,niteliklerini de ifade eder.

          Devletlerin yapısında siyasi ve hukuki esaslar vardır. Mesela;ülkemiz Türkiye siyasi yapısına göre demokratik devletlere girer. Tabi günümüze kadar gelen doğrudan,yarı doğrudan,temsili demokratik sistemden,ülkemiz temsili demokrasiye girer. En gelişmiş olan demokratik sistem,Hürriyetçi Demokratik Parlamenter Sistemdir.

          Hukuki yapıya göre;tek meclis,tek hükümet,tek yargı sistemi,tek başkenti,tek bayrağı,tek milli marşı ile birlikte basit devlete girer. Yani birleşik devletlere girmez!

          Devletin hukuki yapısı,o devletin dünya devletleri içinde ki niteliğini de belirtir.

          Devletlerin hukuki yapılarına göre de;anayasa,kanununlar,tüzükler,yönetmelikleri vardır.

          İnsanlar sahip oldukları hakları mevcut yazılı yasalar çerçevesinde  yaşar. Şayet kurallara uyumsuzluk,kişi ile kişi arasında,kişi ile krurmlar(devlet) arasında anlaşmazlık söz konusu ise,çözüm yargıdır. Yargı görev-yetkisi de bağımsız mahkemelerin işidir.

          Mahkemeler bağımsızdır. Hiçbir güç mahkemelere etki edemez. Kendi amaçları doğrultusunda kullanamaz.

          Hakim teminatı vardır. Hakim görev ve yetkileri çerçevesinde,vicdanı kanaatiyle hiçbir baskıya maruz kalmadan kararını verir. Hiçbir kişi ve zümre hakimler üzerinde baskı yönlendirme yapamaz.

          Suçsuz ceza olmaz. Hakim karar vermediği sürece hiç kimse suçlu sayılamaz.

          Her kişinin masuniyet karinesi vardır. Hukukun sağlıklı işlemesinde adalet önemlidir. Adalet haklıyı haksızı,suçluyu suçsuzu ayırt etme işidir.

          Hukukun üsütünlüğü olmadığı yerde adalet olur mu? Adaletin olmadığı yerde hukukun üstünlüğü olur mu?

          Bir ülkenin hukuk standartları,o ülke halkının hangi halde yaşadığının göstergesidir.

          Hukukun ve adaletin olmadığı yerde;kişi ve zümre hakimiyeti söz konusudur. Kişi ve zümre hakimiyeti olan yerde; monarşik ve oligarşik yapı vardır. Yani totaliter yapı,otokrat anlayış vardır.

          Bu durumda olan yerlerde hak’ka göre değil güce göre ve çıkara göre kurallar oluşturulur. Hukuk adaletle bütünleşmiş halde gerçekleşmez,yaşamaz.

          Bu hukusuzluk ve adaletsizlik içinde olunan durumda hakim kişi ve zümreye tabi olan haksızda olsa haklı görünür. Yani hukuk sistemi dürüst,doğru yaşayan ve muhakeme edilenin kaybı ile sonuçlanır.

          Hukuk, adalet temelinde işlemeyince;hakimler,savcılar kendilerini güvende hissetmez,gelecekte başıma ne işler gelebilir korkusuyla görevlerini aksatabilir veya adaletten uzaklaşabilir. İşte savcı ve hakimler üzerinde baskı kuran,korkutan kişi ve zümre,kendi amacına ulaşmak için için yargıyı kullanmış olur.

          Yargıya baskı ve korkutma ile amacına ulaşmak isteyen kişi ve zümreye yalakalık yapan,yalan söyleyenler kendisi suçlu iken veya korku kurnazlığı ile yalan ifadelerle başkalarına iftira eder,suçlamaya kalkar. İşte o zaman masum, mazlum olanlar mağdur duruma düşerler.

          İşte burada adalet gerçekleşmez..Suçlu suçsuz ayırt edilmez,kurunun yanında yaş da yanar.

          Baskı,korku içinde olan yargı,bağımsız mahkemeler görevlerini liyakatıyla yapamaz,adalet gerçekleşmez. İşte orada yargı sistemini etkileyen kişi ve zümreler kararları belirler veya kararların belirlenmesinde etkili olur.

          Korku ve baskı içinde olan hakim ve savcılar,ön yargılı olabilirler.Çünkü olayı çözmek ama adaleti gerçekleştirme yerine geleceğini garanti altına almak isteyebilir.Bu durumda menfaat ön plana çıkar.

          Menfaat ön plana çıkınca, yalan talan hükümdar olur.Dürüstlük garip kalır.

          Hukukun üsütünlüğü ve adaleti sağlayan ülkelerde güven,güvenlik,huzur,hak arama yolları,güçlünün değil haklının önde olması,yargı kurumlarına güven ve saygı,devlete güven ve sahipliği getirir.

          Hukukun ve adaletin olmadığı ülkeler hala kabile,feodal yapılanmalar,korku-dehşet-diktaya dayalı ülkelerdir. Bu ülkelerde kişi ve gurup hakimiyeti söz konusudur.

          Böyle ülkelerde hür düşünce,hür fikir,hür irade,hür kurumlar olmaz. Yani hukukun üstünlüğü ve adaletin olmadığı yerlerde hürriyetten bahsedilemez. Hürriyetin olmadığı yerlerde sefalet,rezalet,cehalet,esaret vardır. Bunlar ise insan onuruna yakışmayan ve layık olmadığı hallerdir.

          Hukukun üsütünlüğü ve adaletin olmadığı yerlerde zalim ve cahil muktedir olur. Alimlerin sözü geçmez.Cahiller ne derse o olur. Ya da cahilleri kullananlar ne derse o olur.

          Cahillerin hükmettiği bir yerde sefalet,rezalet hatta esaret kolayca gerçekleşir.

          Ülkeleri ele geçirmek isteyen emperyal güçler ve onların ülke içindeki aktörleri,piyonları,halkın hür düşünce,hür fikir,hür iradede olmasını istemezler Halk cahil kalsın,biz o halkı istediğimiz gibi yönlendirir,kullanır,amacımıza ulaşırız diye düşünürler. Bunun için farklı poltika satratejisi,plan,proje,tuzak ve uygulamalar gerçekleştirirler.

          Devletlerin üç önemli organlarından biri yargı görevini liyakatıyla gerçekleştiremezse,o ülke şayet hürriyetçi demokratik parlamenter sistemde ise; devlet başka bir sisteme geçer ama devlet çöker. Çünkü; hukukun üsütünlüğ ve adalet biterse devlette biter. Yöneticiler efendi halk köle olur. Allah’a kul değil kula kul olur.

          Alnı açık başı dik,sırtı pek karnı tok insanların çok olduğu ülkeler,hürriyetçi demokratik parlamenter sistemle idare edilen ülkelerdir.

          Çünkü; o ülkelerde hukukun üsütünlüğü ve adaletin getirdiği imkanlar,nimetler insanları mutlu eder.

 

          Hani Hz. Ali ne demiştir. “Devletin dini adalettir.”

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Zekeriyya İlleez diyor ki:

    Adaletin olmadığı toplumlarda hak yerine güç geçerli olur. Yani haklı olan değil haksız olduğu halde güçlü kazanır!

BİR YORUM YAZ