DORAK HOLDİNG: ÇÜRÜK BİNAYI İADE ETTİK. ZARARIMIZIN TAZMİNİNİ İSTEYECEĞİZ.

DORAK HOLDİNG: ÇÜRÜK BİNAYI İADE ETTİK. ZARARIMIZIN TAZMİNİNİ İSTEYECEĞİZ.

thumbnail_ahmet-serdar-korukcuDorak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Serdar KÖRÜKCÜ

Ürgüp Belediyesine ait  şehir merkezindeki otel binası ile ilgi ilgili Basın Açıklamasında bulundu

KÖRÜKCÜ Açıklamasında;

Değerli basın, kıymetli kamuoyu;

Bilindiği üzere Dorak Holding, turizm alanında faaliyet gösteren bir şirketler grubudur. Yatırımlarının önemli bölümünü de memleketimiz olan Kapadokya Bölgesine yapmaktadır. Çünkü ilkemiz “doğduğumuz yerde doymak”tır. En başından beri, bir işletme açacaksak, tek bir kişi dahi çalıştıracaksak, önceliğimiz daima bölgemiz olmuştur.

Bu anlayışla, ülkemizin ve turizm sektörünün geçirdiği zor günlere rağmen başladığımız yatırımlarımızı tamamlamaya gayret sarf ediyoruz. Turizm sektöründeki pek çok işletme mecbur kaldığı için, kapanmasına, faaliyetine ara vermesine ya da işçi çıkarmasına karşı bizler yatırımlarımıza ciddi kaynaklar aktarmaya devam ediyoruz.

Ancak tüm bu samimi çabalarımıza rağmen, bilhassa yatırımlarımızın devam ettiği yerlerdeki yerel yönetimlerden asgari ilgiyi bile göremiyoruz. Bu manada, başka benzerleri de olmasına rağmen yaşadığımız en son ve bariz örnek Ürgüp çarşı meydanında kiraladığımız ve hizmete açmak üzere olduğumuz otel binasını, ilgili belediyeye iade etmek zorunda kalışımızdır. Bu otel binasına ilişkin söylentilere cevap olmak üzere kamuoyuna açıklama yapılmak zorunda kalınmıştır. Mesele şudur;

Ürgüp şehir merkezindeki otel binasını ihale yoluyla belediyeden kiraladık. 5 yıldızlı bir otel olarak faaliyet gösterecek şekilde bakım ve onarım çalışmalarına derhal başladık. Hizmete açmamıza bir aydan az bir süre kala binanın ön cephesinde yer alan A Blok kısmında, çökme ve kaymalar meydana geldi. Can ve mal emniyeti açısından çalışmalar derhal durduruldu, bina mühürlendi. Kiraladığımız binada meydana gelen bu çökmeler sebebiyle, mahkeme kanalıyla tespitler yaptırıldı ve teknik bilirkişi raporları alındı. Bilirkişi raporunun sonuç bölümünde “binanın A Blok yapısının kullanımı güvenli olmayıp güçlendirilmesi de statik olarak uygun değildir” kanaatine varılarak bu kısmın yıkılıp yeniden yapılması tek çare olarak gösterilmiştir. Aynı raporda bu duruma sebep olan faktörler esas itibari ile şöyle sıralanmıştır.

1- Yapıya sonradan iki yığma kat ilave edilmesi ve taşıyıcı sistem teşkilinin uygun olmaması (yığma+betonarmeden oluşan karma bina)

2- Taş kaplanarak aşırı yükleme yapılması

3- Enine donatı çaplarının çok ince kalması

Özetle, bize ihale edilen binanın, bilirkişilerin yaptıkları tespitler göz önüne alındığında çürük ve özürlü olduğu anlaşılmaktadır.

Raporda tarafımızca bir duvarın kaldırılmış olmasının ve bodrum katta kapı üzeri hatılların 10 cm tıraşlanmasının, hasarın gelişmesinde tetikleyici rol oynadığı ifadesi yer almakta ise de, bu değerlendirmeye itiraz ediyoruz. Zira bahsi geçen duvarın yerine çelik konstriksiyon yapılarak mukavemeti daha da arttırılmıştır. Bu duvarın statik yönden taşıyıcı vasfı da yoktur. Ayrıca bina bize teslim edilmeden önce belediye tarafından benzer şekilde kaldırılmış duvarları da gösterebiliriz.

Neticede şirketimiz haklı olarak bu ayıplı mal vasfındaki binanın özürünü gidermeyi belediyeden talep etmiştir. Bunu gidermenin tek yolu da neredeyse çökmek üzere olan, çürük A Blok kısmının yıkılıp yeniden yapılmasıdır. Belediye, ekonomik olarak imkanlarının yıkıp yapmayı karşılayacak durumda olmadığını söyleyince, “şirketimiz yapsın, bedeli ne kadar kiraya karşılık geliyorsa o kadar süreyi sözleşmedeki kira süresine ekleyelim” önerisinde bulunduk. Belediye, süre ilavesinin ihale mevzuatına aykırı olacağını ifade edince çok cazip ve reddedilmesi zor yeni bir teklif getirdik. “yıkım ve yapımını gene şirketimiz tamamlasın, harcama bedeli kiradan düşülsün. İlave süre istemiyoruz.” Bu teklifimiz belediye meclisine taşındı ve oy birliği ile reddedildi. Meclis görüşmesinden anlıyoruz ki, arz ettiğimiz

bilirkişi raporuna rağmen tarafımızca bir duvarın alınmış olması binanın çökmesinde neredeyse tek sebep olarak görülmektedir. Belediye, kendisi tarafından adeta kaçak olarak ilave yapılmış iki katı, taş kaplama yapmak suretiyle binanın yükünü arttırmış olmasını, yığma+betonarme yapının inşaat tekniğine aykırı oluşunu, demir ve beton malzemenin karot alınamayacak kadar yetersiz kullanılmasını görmezden gelmekte ısrar etmiştir.

Tüm bu incelemeler yapılırken başka gerçekleri de öğrendik. Belediye Başkanı Bekir Ödemiş döneminde bir hayırseverin kiraladığımız binada yüksekokul açmak istemesi üzerine binanın yeterli dayanımda olmadığı tespit edilmiş ve hayırsever kendi adına bir başka yerde bina yaptırmak zorunda kalmıştır. 1960 yılında yapılmış bu binanın gerek Ürgüp halkı arasında bilindiği şekliyle ve gerekse bilirkişi raporlarıyla kesinleştiği biçimiyle ekonomik ömrünü doldurmuş bir bina olarak ihale edildiği açıktır.

Şirketimiz, kendisine bu kadar çürük bir bina verilmesine rağmen sırf başladığı iş yarım kalmasın, binaya harcanan milli servet ziyan olmasın düşüncesiyle ve şirketimizin menfaatlerini de göz ardı ederek belediyeye bu teklifi götürmüştür. Ancak, belediye tarafından, “teklifinizi kabul edersek şikayet eden olabilir” endişesi sürekli önümüze getirilmiştir. Aramızda görüşüyoruz, değerlendirmeler yapıyoruz denilerek karar verme süreci devamlı geciktirilmiş, çözüm üretmeye dönük hiçbir adım atılmamıştır. Bu süreçte Ürgüp’lü Sayın Milletvekilimizin olumlu girişimleri de belediye tarafından maalesef dikkate alınmamıştır. Belediye yönetimi, inisiyatif alan, sorumluluk üstlenen ve Ürgüp’ün menfaatlerini düşünen siyasetçi tavrından ziyade, bir devlet memuru gibi yaklaşımda bulunmuştur.

Bu şartlar altında yatırıma devam etme ve bu belediye ile birlikte yürüme imkanımız kalmadığından kira sözleşmesini feshetmekten başka çare bırakılmamıştır. Bu binayı kiralamış ve yatırım yapmış olmaktan dolayı uğradığımız zararın tazmini için de yargı yoluna gidiyoruz.

Şimdi ne olmuştur? Başta çarşı esnafı olmak üzere Ürgüp halkının şehir içinde büyük bir canlılık yapacağından emin olduğu önemli bir otel yatırımı akim kalmıştır. Şehrin tam ortasında çürük bir halde bu bina durmaya devam edecektir. Yatırımcı 10 milyon liranın üzerinde bir kaynağı toprağa gömmüş olup, buna sebep olan belediye bu zararın tazmini davasıyla karşı karşıyadır. Yani mevcut belediyenin yönetim anlayışı neticesi, başta Ürgüp halkı olmak üzere tüm taraflar kaybetmiştir.

Hâlbuki, “çürük binayı şirketimiz yıkıp yapsın. Yaptığımız harcamayı peşin alınmış kira kabul edin ve kira süresinden düşelim” teklifimiz kabul edilmiş olsa idi, belediye yeni bir bina sahibi olacak, kamu zerre kadar zarara uğramadan bütün taraflar kazançlı çıkacaktı. Bunu bir türlü anlatamadık. Dolayısıyla sözleşmeyi feshetmemizin tek sorumlusu mevcut belediye yönetimidir.

Ürgüp Büyük Otel binasına ilişkin, ana hatlarıyla, yukarıda anlattığımızın dışındaki her türlü ifadenin ve yorumun gerçek dışı olduğunu, dedikodu ve söylenti mahiyetinde kalacağını kamuoyunun bilgilerine arz ederiz.

Saygılarımızla.

Ahmet Serdar KÖRÜKCÜ

Yönetim Kurulu Bşk.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. mehmet dalar diyor ki:

    Bizim ülkemizde müteşebbüslerin önemi anlaşılamamış, binlerce kişiye iş aş imkanı veren kişilere yapılan bu zulümdür, hem ayıplı malı sat, hem de hala bu işten karlı çıkmak için bir çok engel koy, oysaki bu bir milli servet, milyonlarca liralık yatırım atıl kalıyor,iş sahası kapanıyor, uzlaştırıcı olmalı belediye, Devlet olarak sosyal devlet anlayışımız varken burada emperyalist gibi davranılmış, çok üzücü bir durum, şu ekonomik krizde girişimcilere destek olunması lazımken, köstek olunması çok üzücü, bir yatırımcı bunlarla karşılaşırsa, bir daha yatırım yapar mı? bunu neden hiç düşünmüyorlar. Türkiye bu kafayla zor büyür ve gelişir. Allah yatırıcımlara sabır ve güç versin.

BİR YORUM YAZ