|
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
ERMENİ MESELESİ 1915 “ASILSIZ ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARI” (4)  TEHCİR SÜRECİ NEDEN SEVK VE İSKAN EDİLDİLER? Tehcir:Ülke içinde bir yerden başka bir yere nakil anlamını taşır(Zorunlu göç)sevk ve iskan. 2.Dünya savaşında Pasifik kıyılarındaki Japonların (Hiç eylemi olmamasına rağmen) güvenlik gerekçesiyle ABD’nin çeşitli vilayetleri,çöllere sürmüş,nakil sırasında bir çok Japon ölmüştür. Ermenilerin 1.Dünya savaşı öncesi ve sonrası eylemlerine bakıldığında Osmanlı devletinin güvenlik bakımından göçün zorunlu olduğu ortaya çıkar.(2) 1.Dünya savaşında,Tiflis’teki Ermeni bürosundan 30 Kasım 1914’teki bildiride;”Dünyanın dört yanından Ermenilerin Rus Ordu saflarına katıldığı,Rus bayrağının Çanakkale ve İstanbul boğazlarında dalgalanacağı,Hıristiyan inancından dolayı acı çekmiş olan Türkiye Ermeni halkının Rus koruması altında yeni ve özgür bir hayata kavuşacağı vurgulanmıştır.(3) 26 Şubat 1918’de Paris’te yapılan müttefikler arası müzakerelerde Ermeni Delegasyon Başkanı A.Aharonian tarafından da “1914-15-16 ve 17 yıllarında dünyanın her yerinden Ermeni gönüllüleri,Rus ordusunda düzenli asker olan kendi soydaşlarıyla birlikte omuz omuza savaşa katılmışlardır.Milletlerin özgürlüğü için savaşa katılan bu Ermenilerin sayısı 180.000’den fazladır.”şeklinde ifade edilmiştir.Rus,İngiliz,Fransız ordularında,Ermeni askerleri yer almıştır.Alman İstihbarat kaynakları,Şubat 1915 itibariyle 592 Osmanlı Ermeni’si ve 11.854 diğer Ermenilerden olmak üzere toplam 12.446 Ermeni’nin Fransız ordusuna alındığını bildirmektedir.Bunun bir sonucu olarak 1914-1918 yılları arasında ölen Ermenilerin adına anıt dikilmiştir.Fransızlar ayrıca Mısırda ki istihbaratı ve elçiliği vasıtasıyla çeşitli işlerde kullanılabileceği özellikle silah altına alınabileceklerinin tespiti Fransız arşivlerinde mevcuttur.(3) İngiliz Mareşalı Allenby,Türkleri Şam’ın güneyinde yendiğinde yanında 8.000 Ermeni savaşçının mevcut olduğundan bahsetmektedir. Trabzon’daki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Konsolosu Moricz de,30 Ocak 1914’teki raporunda; “Ruslar,Ermenileri harekete geçireceklerdir.Bu maksatla çok para harcıyorlar,gizlice asilerin hizmetine silah sevk ediyorlar ve bir Ermeni ayaklanmasının patlak vermesine aracılık ediyorlar.(3) İstanbul’daki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Askeri Ataşesi Joseph Pomiankowski, Ermeni_Rus ilişkisini şöyle açıklamaktadır. “Talat ve Enver Paşa,Ermenilerin düşman tarafını tutma veya Osmanlı Ordusuna düşmanca girişimde bulunmalarında şiddetli tedbir alacaklarını belirttiler,uyardılar.Buna rağmen Ermeniler düşmanla işbirliği ve Osmanlı Ordusuna saldırmaktan geri durmadılar.Başlangıçta Ermeni asker ve subaylar başlarında bir Ermeni Milletvekili olduğu halde Rusya’ya gittiler.Bunlar Rus sınırını geçen Ermenilerle birlikte Ermeni gönüllü alaylarına katıldılar.Rusların safında Türk hududunu geçerek Müslüman halka barbarca saldırdılar.Ermeni haydut çeteleri Osmanlı Ordusunun gerisine,ikmal kuvvetlerine,postalara ve bağımsız birliklere hücum ettiler.Türk hükümeti ve ordu ileri gelenleri,Ermenilerin genel bir ayaklanmaya girecekleri hususunda endişe etmekte haksız değildi.Gerçektende bu isyan Nisan 1915’te Van’da patlak verdi.(3) 1914’te Fransızlarda,Ermenilere Kilikya’da bir devlet için söz verdikleri,bunun için işbirliği yaptıkları arşivlerde belgelenmiştir.Murat dağı Ermenileri Kıbrıs’a naklederek kamplarda eğitip,kendi üniformasını giydirmişlerdir.(3) Aslında İngiltere ve Fransa başlangıçta İskenderun Körfezine çıkarma yapmayı düşünmekte ve Anadolu Ermenilerini silahlandırıp,ayaklandırmayı düşünmektedirler.Nitekim 12 Kasım 1914 günü İngiltere’nin Kahire’de ki diplomatik temsilcisi M. Chcetman,Dışişleri Bakanına gönderdiği telgrafta özetle, “Boghos Nubar Paşa,Türkiye ile reformlar konusunda anlaşmak için pek umudu kalmayan Kilikya Ermenilerinin,Adana,Mersin ve İskederun’a yapılacak bir çıkarmada müttefiklerin safında gönüllü olarak yer alabileceklerini,bölgenin dağlık kısımlarında Ermenilerinde silah ve cephane ile donatılırsa Türklere karşı isyan edebileceklerini…..” ifade ediyordu.(3) (2)Uz.Öğretmen Zekeriyya İlleez (3)Prof.Dr.Yusuf Halaçoğlu
|