|
Pazartesi, 14 Temmuz 2008 |
DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU DA DİN’İ KULLANMA Din;İnsanları iyiye,güzele,doğruya yöneltmek için,Allah’ın Peygamberleri aracılığı ile göndermiş olduğu ilahi kurallar bütünüdür. Bazı değerler vardır,siyaset üstü değerlerdir.Din ve Atatürk bu değerlere örnek verilebilir.Din ilahi kurallar olarak,siyasetin malzemesi olmamalıdır. Din ve kuralları birtakım çevreler tarafından kendi güç ve etkinliklerinin devamı için kullanılmıştır.Halkın kendine itaatkar olması için,hassas olan bu inanç bütünlüğünü, bir takım insanlar kendilerine bir makam tahsis ederek,şahsi ikballeri için kullanmışlar ve halende kullanmaktadırlar. İnsanları birbirlerine yaklaştıran ve aydınlatan ilahi kurallar,ülkemizin temel değerleri ile çatışır gibi göstererek devlete karşı aksiyon kitle oluşturmaktadırlar. Her zaman dini anlama ve güzel yaşama için İslâm alimlerine ihtiyaç vardır.İslâm’ın akla ve mantığa uygun anlatılması,daha coşkulu ve düzenli yaşanmasını sağlar. İslâm’ı doğru ve düzenli olarak aktaran,müminlerin saygı duyduğu İslâm alimlerinin ünvanını,geçmişten kendisine miras gören Şıh’lık makamı ile toplum etkilenmekte ve yönlendirilmektedir.İslâm’da ruhbanlık yoktur.Doğuda ve Güneydoğuda halk İslâmiyet’i öğrenmekten ziyade,Şıh ve birtakım ünvanlar din hakkında her şeyi bildikleri kanaati vardır.Onlar ne söylerse halkta onları yapar.İnsanımızın,saygı ve sevgi duyguları bu insanlar tarafından kullanılarak,toplumu istedikleri gibi yönlendirirler. Doğu ve Güneydoğuda ki sosyal yapıyı,kendi amaçları doğrultusunda kullanmaktadırlar.Ağa’yı ve Şıh’ı ele geçiren güçler,istedikleri gibi bunları kullanırlar.Böylece,bölgede kolayca isyan,terör hareketlerini de destekleyerek amaçlarına ulaşmak isterler. “Şıh’ı olmayanın Şıh’ı şeytandır.” Sözü ile oluşan grupları,güya tebliğ ve ikazla,belirli şahısların denetimine iterler.Oysa İslâm da ruhbanlık olmadığı için Allah ile kul arasına kimse giremez.Dolayısıyla Allah’ın insanlara bahşettiği akıl ve düşüncesiyle kişi, yaşayışını kendi tanzim etmekle mükelleftir.Çünkü,hesabı kendi verecektir.İslâmi yaşayışta teslimiyet sadece,Allah’adır.Bununda en güzel örneği,Peygamber efendimiz ve yaşayışıdır. İslâm bilginlerine,insanları aydınlatan mürşitlere saygılı olunmalıdır.Hatta bu değerli insanlar,bazı konuları öğrenme kaynağı olabilirler.İnsanları aydınlatan bu mürşitlerin kitapları,ilmi çerçevede,iletişim araçları vasıtası ile yaptıkları açıklamalar önemlidir.Ancak insanımız merak ettiği konuları öncelikle arayıp,bulup,inceleyip okumalıdır.Yinede güvendiği kişilere danışmalıdır.Kendisi yeterli bilgiye sahip olmalı ki konuşulanı,söyleneni hangi amaçla söylendiğini anlasın. Şıh’lar da kendilerine tabi olan insanların da ilmi bilgi ve saygınlığa kavuşmasını istemezler.Çünkü o insanlar üzerinde ki etkisi ve otoritesi azalır.Bunun için kendi bulunduğu yerde,ağa ile birlikte işbirliği yaparak orta Çağ Avrupa’sında ki gibi saltanat sürerler. Dinini bilen,Allah’ın bahşetmiş olduğu akıl ve düşüncesiyle hür düşünüp,karar veren bir yapıya sahip olunması gerekir.Ağa-Şıh’lık ilişkisini kırmak için,gerçekten eğitim önemlidir.Bu konuda;alanında donanımlı,bilgili,çevresinde saygı uyandıran din adamları,bulundukları yerde aydınlatıcı olmalı.İslâm alimleri her fırsatta halkı aydınlatmalıdır.Bulundukları alanı,Ağa ve Şıh ittifakına ve farklı kültürdeki misyonerlere bırakmamalıdırlar.Devlet bu din adamlarına maddi ve manevi desteği vermelidir. İşte;insan,kendi akıl ve düşüncesiyle karar verip,yaşamalıdır.Kul’a değil Allah’a teslim olmalıdır.Devlete karşı değil,bağlı olmalıdır.Ağalar ve Şıh’lar kendi hakimiyetlerinin devamı için emperyalizmle ve terörle işbirliği yapabilir.Ama kendi kararını,kendi verebilen bir iradeye sahip olan insanı elde etmek kolay değildir. Emperyalist güçler,bir taraftan Müslümanları rahatsız eden tavırları ülkelerinde sürdürürken,diğer taraftan ülkelerini şirin göstererek,ülkemize zarar veren akımlara göz yumarak,güçlenmesini,ülkesine gittikleri zaman problem olmasını isterler.Bir taraftan tahrik,diğer taraftan teşvikle oluşan ve ülkemize zarar veren akımları işaret ederek Tavşan’a kaç,Tazı’ya tut misali,kardeşlik,birliktelik ve dirlik duygularını hasara uğratarak,toplumun çabuk etkilenebilecek hale gelmesini sağlarlar.Oluşan sorunun çözümü konusunda da öneriler ve şartlar sunarlar.Amaç,çözüm değildir.İç karışıklığı gerçekleştirmek,devlete karşı aksiyon oluşturmaktır. İşte;insanlar fikri hür,vicdanı hür,irfanı hür bir şekilde yaşayarak,iradelerine sahip olurlar.Böylece emperyalizme maşa olma yerine,onurlu bir şekilde yaşama hakkını yerine getirirler. Sonuçta;düşünmeden karar veren değil,Şıh’a bağlı olunursa cennetin anahtarı geleceği safsatasına inanmayan,terörün ve emperyalizmin uşaklığına karşı çıkan bir anlayışta olan;ayıran değil,birleştiren,akıl ve düşüncesiyle karar veren,devletine bağlılığını her fırsatta gösterebilen insanlar çoğalmalıdır. Saygıdeğer İslâm alimleri,din adamları,tıpkı Milli Mücadelede ki gibi çalışıp,zihinleri aydınlatıp,nefsine hakim olan,ruhunu gerçekten sultan yapan insanları hayata kazandırmalıdırlar.Değil mi!
|
|